Davalı, kapıdan satış sözleşmesine istinaden verildiği iddia edilen bir senet nedeniyle hakkında başlatılan icra takibine karşı menfi tespit davası açmıştır. Davacının yemin deliline dayanması üzerine mahkeme, yargı çevresi dışında oturan davalıya doğrudan yemin davetiyesi göndermiştir. Bu usul doğru mudur? Doğru değilse, izlenmesi gereken yol nedir?
Bu usul doğru değildir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin K. 2018/7253 sayılı kararında da belirtildiği gibi, HMK m. 236/1 uyarınca, mahkemenin yargı çevresi dışında oturan bir kimsenin yemin etmesi gerektiğinde, öncelikle bulunduğu yerde SEGBİS (ses ve görüntü nakli) imkanı olup olmadığı araştırılmalıdır. SEGBİS imkanı varsa, yemin bu yolla icra edilir. Eğer SEGBİS imkanı yoksa, o zaman 'istinabe' (talimat) yoluna başvurulur. Yani, davayı gören mahkeme, davalının ikametgahının bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesine bir talimat yazarak yeminin orada icra edilmesini ister. Mahkemenin, il dışında oturan davalıya doğrudan yemin davetiyesi göndererek kendi duruşmasına çağırması, HMK m. 236'ya aykırıdır ve bu şekilde yapılan tebligata dayanarak yeminden kaçınma sonuçları doğuramaz. (Bkz. barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-236-yemin-edecek-kimsenin-mahkemenin-yargi-cevresi-disinda-olmasi.html)