CMK m. 226'da düzenlenen 'ek savunma hakkı', sanığın hangi temel hakkının bir güvencesidir? İddianamede 'hırsızlık' olarak nitelendirilen bir eylemin, yargılama sırasında 'yağma' olarak vasıflandırılması durumunda mahkemenin yapması gereken usulü işlem nedir? Bu işlem yapılmadan karar verilmesinin sonucu ne olur?
Ek savunma hakkı, Anayasa m. 36 ve İHAS m. 6'da güvence altına alınan 'adil/dürüst yargılanma hakkı' ve bu hakkın bir unsuru olan 'savunma hakkı'nın en önemli güvencelerinden biridir. Özellikle 'isnadı öğrenme' ve 'savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma' haklarıyla doğrudan ilişkilidir. İddianamede 'hırsızlık' (TCK m. 141) olarak nitelendirilen bir eylemin, yargılama sırasında cebir veya tehdit unsuru içerdiği anlaşılarak daha ağır bir suç olan 'yağma' (TCK m. 148) olarak vasıflandırılması, suçun hukuki niteliğinde esaslı bir değişiklik anlamına gelir. Bu durumda mahkeme, CMK m. 226 uyarınca duruşmaya ara vererek veya yeni bir gün belirleyerek sanığa veya müdafiine bu yeni suç vasfına (yağmaya) karşı savunmalarını hazırlayıp sunmaları için ek savunma hakkı tanımak zorundadır. Bu usulü işlem yapılmadan, sanığa ek savunma hakkı verilmeden yağma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, mutlak bir bozma nedenidir ve savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir.