İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin 'doğrudan doğruyalık' (immediacy) ilkesi, ceza yargılamasında ne anlama gelmektedir? Bir ilk derece mahkemesinin beraat kararının Yargıtay tarafından bozulmasının ardından, davaya bakan mahkeme heyetinin tamamen değişmesi durumunda, yeni heyetin, önceki heyet tarafından dinlenmiş ve mahkumiyet için 'belirleyici delil' niteliğinde olan bir tanığı yeniden dinlemeden mahkumiyet kararı vermesi, bu ilke açısından nasıl değerlendirilir? (İHAM Orhan Şahin/Türkiye kararı)
Doğrudan doğruyalık ilkesi, yargılamada kararı verecek olan hâkimin/heyetin, delillerle (özellikle tanıklarla) doğrudan, aracısız bir şekilde temas kurmasını ifade eder. Bu, hâkimin tanığın sadece beyanını değil, aynı zamanda tavırlarını, samimiyetini ve güvenilirliğini bizzat gözlemleyerek bir kanaat oluşturmasını sağlar. İHAM'ın Orhan Şahin/Türkiye kararında da vurguladığı gibi, beraat kararının bozulması sonrası davaya bakan yeni heyetin, önceki heyetin dinlediği ve yeni verilecek mahkumiyet kararında 'yegane veya belirleyici delil' niteliği taşıyan bir tanığı, sanık ve müdafiine soru sorma hakkı tanıyarak yeniden huzurda dinlemeden, sadece eski tutanaklara dayanarak mahkumiyet kararı vermesi 'doğrudan doğruyalık' ilkesinin ve dolayısıyla İHAS m. 6'da güvence altına alınan adil/dürüst yargılanma hakkının ihlalidir. Çünkü kararı veren yeni heyet, delille doğrudan temas kurmamış, delili kendisi takdir etmemiştir.