Kasten öldürme suçunda, sanığın, maktulün kendisine saldırdığı yönündeki savunmasının tanık beyanlarıyla tam olarak doğrulanamaması ancak aksi yönde de kesin bir delil bulunmaması durumunda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatları ışığında haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilirliği 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi ve 'hayatın olağan akışı' kavramları çerçevesinde nasıl değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #180545

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun K.2012/1856 sayılı kararında da belirtildiği üzere, bu tür durumlarda 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesi devreye girer. Olayın gerçekleşme şekli (maktulün saldırıp saldırmadığı) konusunda şüphe varsa, bu şüphe sanık lehine yorumlanmalıdır. Bu yorumlama sonucunda maktulün sanığa saldırdığı kabul edilerek, sanığın eylemini bu haksız fiilin yarattığı hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında işlediği sonucuna varılır. Bu durum, TCK m. 29'da düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını zorunlu kılar. Kurul, ayrıca, aralarında husumet bulunmayan maktulün sanık tarafından sebepsiz yere birden fazla bıçaklanmasının 'hayatın olağan akışına aykırı' olacağını, bu durumun da sanığın savunmasını dolaylı olarak desteklediğini vurgulamıştır. Dolayısıyla, kesin ve şüpheden uzak bir ispatın olmadığı hallerde, sanığın lehine olan senaryo kabul edilerek haksız tahrik indirimi uygulanmalıdır.