Yargıtay'ın Bilal Celalettin Şaşmaz kararında, FETÖ/PDY'nin 'bir terör örgütü olduğundan başvurucunun haberdar olduğunun başka herhangi bir şekilde iddia edilmediği' vurgusu, ceza hukukunun hangi genel ilkesiyle doğrudan ilgilidir?
Bu vurgu, ceza hukukunun en temel genel ilkelerinden olan 'kast' ilkesiyle ve özellikle kastın bir türü olan 'doğrudan kast' (TCK m. 21/1) ile ilgilidir. Terör örgütü üyeliği suçu, ancak kasten işlenebilen bir suçtur. Kast, 'suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi'dir. Bu suçta kastın oluşabilmesi için, failin dahil olduğu yapının bir 'terör örgütü' olduğunu bilmesi ve bu örgütün hiyerarşisine bilerek ve isteyerek katılması gerekir. AYM'nin vurgusu, sanığın eylemlerinin objektif olarak örgütsel faaliyet gibi görünmesinin yeterli olmadığını, sübjektif olarak da sanığın bu yapının bir terör örgütü olduğunu 'bildiğinin' ispatlanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu 'bilme' unsuru ispatlanamadığında, suçun manevi unsuru oluşmamış sayılır ve bu durum, 'suçların ve cezaların kanuniliği' ilkesinin ihlali sonucunu doğurur. (İlgili metin: sen.av.tr/tr/makale/anayasa-mahkemesinin-bilal-celalettin-sasmaz-karari)