Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/2145 E. sayılı kararında, Cumhuriyet savcısının 'süre tutum' dilekçesi ile yaptığı temyiz başvurusundan sonra, kendisine gerekçeli kararın tebliğ edildiğine dair bir belgeye rastlanmaması üzerine Yargıtay nasıl bir karar vermiştir? Bu kararın usul hukuku açısından anlamı nedir?
Yargıtay, bu durumda dosyayı esastan incelememiş ve bir 'tevdi kararı' ile eksikliğin giderilmesi için yerel mahkemeye geri göndermiştir. Kararda, öncelikle Cumhuriyet savcısına gerekçeli kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması, tebliğ edilmişse belgesinin dosyaya konulması, edilmemişse tebliğ edilmesi istenmiştir. Tebliğden sonra, mülga CMK m. 295 gözetilerek, temyiz nedenlerini ve temyizin sanıklar lehine mi aleyhine mi olduğunu içeren gerekçeli bir temyiz dilekçesi (layiha) düzenlenmesinin sağlanması gerektiği belirtilmiştir. Bu kararın usul hukuku açısından anlamı şudur: Yargıtay, kanun yolu başvurusunun usuli şartları (tebligat, gerekçe bildirme yükümlülüğü vb.) tam olarak yerine getirilmeden dosyanın esasına girmez. Tarafların (savcı dahil) kanun yolu haklarını tam ve usulüne uygun olarak kullanabilmeleri için gerekli olan prosedürün tamamlanmasını sağlar. Bu, adil yargılanma hakkının ve kanun yolu denetiminin sağlıklı bir şekilde yapılmasının bir gereğidir. (İlgili metin: barandogan.av.tr/.../cmk-madde-295-temyiz-gerekcesi.html)