Silah ruhsatı harçlarının yüksek olmasının, anayasal bir hak olan 'kişinin can güvenliğini koruma hakkı'na erişimi engellediği iddiası, hukuki bir tartışma olarak nasıl değerlendirilebilir? Vergilendirme yetkisinin sınırı bu bağlamda nasıl çizilmelidir?
Bu iddia, 'vergilendirmede adalet ve eşitlik' ilkeleri ile temel hakların kullanımının aşırı maliyetlerle engellenmemesi prensibi üzerinden hukuki bir tartışma konusudur. Anayasa'da doğrudan 'silahlanma hakkı' düzenlenmemiş olsa da, devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma (Anayasa m. 17) pozitif yükümlülüğü ve meşru müdafaa hakkı, can güvenliğini koruma hakkının temelini oluşturur. Silah ruhsatı, bu hakkın kullanılmasının yasal bir aracıdır. Devletin vergilendirme yetkisi (Anayasa m. 73) geniştir ancak sınırsız değildir. Bu yetki, bir temel hakkın kullanımını fiilen imkansız kılacak veya aşırı derecede zorlaştıracak şekilde kullanılamaz. Eğer ruhsat harçları, ortalama bir vatandaşın karşılayamayacağı, 'caydırıcı' veya 'yasaklayıcı' bir seviyeye ulaşırsa, bu durumun vergilendirme yetkisinin amacını aşarak hakkın özüne dokunan bir müdahale olduğu ve 'ölçülülük' ilkesine aykırı olduğu ileri sürülebilir. Bu, Anayasa Mahkemesi'nde tartışılabilecek bir anayasaya aykırılık iddiası oluşturabilir. (İlgili metin: kadimhukuk.com.tr/makale/silah-ruhsati-alma-bulundurma-tasima/)