Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2012/7698 E. sayılı kararında, delil tespiti davası sonucunda mahkemenin 'eda davası varmışçasına taraflara hak tanıyacak ya da borç altına sokacak hüküm kurmasının' neden mümkün olmadığı belirtilmiştir? Bu kararın delil tespitinin niteliğine ilişkin vurgusu nedir?
Kararda bu durumun mümkün olmamasının nedeni, delil tespiti kurumunun hukuki niteliği ve amacıdır. Delil tespiti, bir 'tespit' işlemidir, bir 'hüküm' veya 'eda' (bir şey yapmaya, vermeye veya yapmamaya mahkum etme) işlemi değildir. Amacı, sadece bir delili (örneğin bir inşaattaki ayıpları) kaybolmadan önce olduğu gibi saptamak ve bir tutanak veya raporla kayıt altına almaktır. Bu işlem sonucunda mahkeme, 'davacının talebi haklıdır, davalı ayıpları gidermekle yükümlüdür' gibi taraflara hak ve borç yükleyen bir sonuca varamaz. Bu tür bir sonuç, ancak esas hakkında açılacak bir 'eda davası' (örneğin ayıbın giderilmesi veya tazminat davası) sonucunda verilebilir. Yargıtay kararı, delil tespiti dosyasının sadece delilleri muhafaza eden ve esastan bir karar içermeyen, bu nedenle kesin hüküm teşkil etmeyen geçici bir işlem olduğunu vurgulamaktadır. (İlgili metin: kadimhukuk.com.tr/makale/delil-tespiti-davasi/)