CMK m. 249/3'e göre, 'sanığın aynı zamanda tüzel kişinin organ veya temsilcisi sıfatını taşıması hâlinde' tüzel kişinin temsili hükmü neden uygulanmaz? Bu düzenlemenin ardındaki mantık nedir?
Bu düzenlemenin ardındaki mantık, 'menfaat çatışmasını' önlemek ve adil bir yargılamayı temin etmektir. Bir ceza davasında sanık, kendi savunmasını yapmak ve kendi lehine olan delilleri sunmakla yükümlüdür. Eğer sanık aynı zamanda, eyleminden dolayı mali veya hukuki sorumluluğu doğabilecek bir tüzel kişiyi de (örneğin bir şirketi) temsil ederse, ciddi bir menfaat çatışması ortaya çıkar. Sanık, kendi ceza sorumluluğunu azaltmak için suçu şirketin kurumsal işleyişine veya başka çalışanlara yüklemeye çalışabilir. Bu durum, tüzel kişinin haklarının gereği gibi savunulmasını engeller. Bu nedenle kanun, sanığın aynı zamanda tüzel kişiyi de temsil edemeyeceğini, bu durumda tüzel kişinin başka bir organ veya temsilci tarafından temsil edilmesi gerektiğini öngörmüştür. Bu, hem sanığın savunma hakkını hem de tüzel kişinin haklarını koruyan bir güvencedir. (İlgili metin: barandogan.av.tr/.../cmk-madde-249-tuzel-kisinin-temsili.html)