TCK m. 121'in gerekçesinde, 'Salt sözlü başvurunun kabul edilmemesi, söz konusu suçu oluşturmayacaktır' denilmesinin sebebi nedir? Bir vatandaşın sözlü olarak yaptığı suç duyurusunun tutanağa geçirilmemesi durumunda TCK m. 121 uygulanabilir mi?
Gerekçede bu ayrımın yapılmasının temel sebebi 'ispat sorunlarının önüne geçmektir'. Yazılı bir dilekçenin varlığı ve sunulduğu, evrak kayıt numarası, şahitler veya diğer delillerle daha kolay ispatlanabilir. Ancak sözlü bir başvurunun yapılıp yapılmadığı veya içeriğinin ne olduğu konusunda ispat zorlukları yaşanabilir. Bu nedenle kanun koyucu, suçun konusunu 'dilekçe' yani yazılı başvuru ile sınırlandırmıştır. Bir vatandaşın sözlü olarak yaptığı suç duyurusunun yetkili makam (polis, savcılık) tarafından kasten tutanağa geçirilmemesi, TCK m. 121 kapsamında doğrudan 'dilekçenin kabul edilmemesi' olarak değerlendirilemez. Çünkü ortada yazılı bir dilekçe yoktur. Ancak bu eylem, şartları oluşmuşsa, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi nedeniyle TCK m. 257'deki 'görevi kötüye kullanma' suçunu oluşturabilir. (İlgili metin: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-121-dilekce-hakkinin-kullanilmasinin-engellenmesi-sucu.html)