Tarafların anlaşmalı boşanma protokolünde belirledikleri iştirak nafakası miktarının sonradan azaltılması mümkün müdür? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1513 E. sayılı kararında, 'ahde vefa (sözleşmeye bağlılık)' ilkesi ile 'durumun değişmesi (clausula rebus sic stantibus)' ilkesi nasıl bir denge içinde ele alınmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #179916

Evet, mümkündür. Anlaşmalı boşanma protokolü bir sözleşme niteliğinde olsa da, iştirak nafakası kamu düzenine ilişkin olduğundan mutlak bir bağlayıcılığı yoktur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun anılan kararında bu iki ilke arasında bir denge kurulmuştur. 'Ahde vefa' ilkesi gereği, tarafların bilerek ve isteyerek imzaladıkları protokole sadık kalmaları esastır. Sırf boşanmayı sağlamak için mali gücünün üzerinde bir yükümlülük üstlenen kişinin sonradan indirim talep etmesi hakkın kötüye kullanılması sayılabilir. Ancak 'durumun değişmesi' (clausula rebus sic stantibus) ilkesi gereği, sözleşmenin yapıldığı andaki koşulların taraflardan biri için sonradan 'çekilmez' hale gelmesine neden olan 'umulmadık gelişmeler' yaşanmışsa, sözleşmeye hakimin müdahalesi gündeme gelebilir. Kararda, davacının kendi isteğiyle işten ayrılıp kendi işini kurmasının mali durumunda bir bozulma yaratmadığı, dolayısıyla koşullarda nafakanın azaltılmasını gerektirecek olağanüstü bir değişiklik olmadığı sonucuna varılarak indirim talebi reddedilmiştir. Bu, mahkemenin durum değişikliğinin niteliğini (kasıtlı olup olmadığı, öngörülebilirliği vb.) dikkatle incelediğini göstermektedir. (İlgili metin: zulkufarslan.av.tr/istirak-nafakasinin-azaltilmasi/)