Bilal Celalettin Şaşmaz kararında, yasal bir sendikaya üye olmanın ve dini sohbetlere katılmanın 'terör örgütü üyeliği' suçunda delil olarak kullanılabilmesi hangi koşullara bağlanmıştır? Bu tür faaliyetlerin delil olarak kullanılması, Anayasa'da güvence altına alınan hangi haklara müdahale teşkil etmektedir ve bu müdahalenin hukuka uygun sayılması için ne gereklidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #179915

Karara göre, yasal bir sendikaya üyelik veya dini sohbetlere katılma gibi eylemlerin tek başına 'terör örgütü üyeliği' suçuna delil olarak kullanılabilmesi için, bu faaliyetlerin 'terör örgütü hiyerarşisi içinde gerçekleştirilmiş örgütsel faaliyetler' olduğunun somut delillerle gösterilmesi gerekmektedir. Yani, eylemin kişinin örgüte sempati duymanın ötesine geçip, örgütle organik bir bağ kurduğunu ve hiyerarşisine dahil olduğunu ispatlaması gerekir. Bu tür faaliyetlerin mahkumiyette delil olarak kullanılması, Anayasa'da güvence altına alınan 'sendika hakkı' (Anayasa m. 51) ve 'özel hayata saygı hakkı'na (Anayasa m. 20) bir müdahale teşkil eder. Bu müdahalenin hukuka uygun sayılması için, Anayasa m. 13'e göre 'zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması' ve 'ölçülü' olması gerekir. AYM, ilk derece mahkemesinin bu faaliyetlerin örgütsel niteliğini yeterli ve ilgili gerekçeyle gösteremediğini, dolayısıyla müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığını ve hakları ihlal ettiğini belirtmiştir. (İlgili metin: sen.av.tr/tr/makale/anayasa-mahkemesinin-bilal-celalettin-sasmaz-karari)