Delil tespiti (HMK m. 400 vd.) ile tespit davası (HMK m. 106) arasındaki temel hukuki farklar nelerdir? Bir trafik kazası sonucu araçta oluşan hasarın belirlenmesi talebi, bu iki kurumdan hangisinin konusunu oluşturur ve neden?
Delil tespiti ile tespit davası arasındaki temel farklar şunlardır: 1) Konu: Delil tespitinin konusu 'maddi vakıalar'dır (örneğin bir aracın hasarlı olması). Tespit davasının konusu ise bir 'hakkın veya hukuki ilişkinin' varlığı ya da yokluğudur (örneğin kira sözleşmesinin geçerli olup olmadığı). Maddi vakıalar tek başına tespit davasına konu olamaz (HMK m. 106/3). 2) Hukuki Nitelik: Delil tespiti, ileride açılacak veya açılmış bir davaya hazırlık niteliğinde, 'geçici bir hukuki koruma' tedbiridir. Tespit davası ise, hakkın veya hukuki ilişkinin varlığını kesin olarak belirleyen ve 'kesin hüküm' teşkil eden bir esastan çözüm yoludur. 3) Hukuki Yarar: Delil tespitinde hukuki yarar, delilin hemen tespit edilmemesi halinde kaybolacağı veya ileri sürülmesinin zorlaşacağı ihtimalidir. Tespit davasında ise hukuki yarar, hakkın veya hukuki ilişkinin varlığı konusundaki belirsizliğin bir an önce giderilmesi ihtiyacıdır. Bir trafik kazası sonucu araçta oluşan hasarın belirlenmesi talebi, 'delil tespiti' kurumunun konusunu oluşturur. Çünkü talep, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığına değil, bir 'maddi vakıanın' (hasarın durumu ve boyutu) tespitine yöneliktir. Araç tamir edildikten sonra bu delilin kaybolacağı veya ispatının zorlaşacağı açık olduğundan, delil tespiti için gerekli hukuki yarar da mevcuttur. (İlgili metin: kadimhukuk.com.tr/makale/delil-tespiti-davasi/)