AYM tarafından iptal edilen TMK m. 471'deki 'hapis halinin sona ermesiyle vesayet kendiliğinden ortadan kalkar' hükmündeki 'hapis halinin sona ermesi' ibaresi, uygulamada ve doktrinde ne gibi belirsizliklere yol açmıştır? Yargıtay içtihatları, denetimli serbestlik ve Covid izni gibi durumları bu kapsamda nasıl değerlendirmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #179911

'Hapis halinin sona ermesi' ibaresi, hükümlünün fiilen ceza infaz kurumundan ne zaman ayrıldığı konusunda belirsizliklere yol açmıştır. Özellikle koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve Covid izni gibi yeni infaz rejimlerinin ortaya çıkmasıyla bu belirsizlik artmıştır. AYM kararında da atıf yapılan itiraz başvurusunda bu belirsizlik dile getirilmiştir. Metindeki yazar değerlendirmesine göre, Yargıtay içtihatları bu ibareyi geniş yorumlamaktadır. Buna göre, hükümlünün denetimli serbestlik tedbiriyle ceza infaz kurumu dışına çıktığı anda 'fiili hapis hali' sona ermiş sayılmakta ve vesayet kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Bu yorum, 4721 sayılı Kanun'un m. 471 gerekçesindeki 'kişinin salıverilmesi halinde vesayet halinin devam ettiğini kabul etmenin özgürlüğü bir başka açıdan kısıtlamak anlamına geleceği' ruhuna da uygundur. Aynı mantıkla, Covid izni gibi cezanın infazına kurum dışında devam edilmesini sağlayan hallerde de vesayetin sona erdiğinin kabulü gerekmektedir. Yeni yasal düzenlemede bu tür tereddütlere yer vermeyecek şekilde daha açık bir ifade kullanılması gerektiği belirtilmektedir. (İlgili metin: sen.av.tr/tr/makale/hukumluye-vasi-atanmasi-hakkinda-anayasa-mahkemesinin-iptal-karari)