Bir sulh ceza hakimi, tutuklama talebini 'tutuklamayı gerektirir mahiyette yeterli delil bulunmadığı' gerekçesiyle reddederken, aynı kararla şüpheli hakkında 'konutu terk etmeme' şeklinde adli kontrol tedbiri uygulayabilir mi? Anayasa Mahkemesi'nin Rafiye Erkol kararında bu durum Anayasa'nın hangi maddesinin ihlali olarak kabul edilmiştir ve gerekçesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #179904

Hayır, uygulayamaz. Anayasa Mahkemesi'nin Rafiye Erkol (B. No: 2021/24596) kararında bu durum, Anayasa'nın 19. maddesinin 3. fıkrasında güvence altına alınan 'kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı'nın ihlali olarak kabul edilmiştir. Gerekçesi şudur: CMK m. 109/1, adli kontrol kararı verilebilmesi için CMK m. 100'de belirtilen 'tutuklama sebeplerinin varlığı'nı şart koşar. CMK m. 100'ün en temel şartı ise 'kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller'in bulunmasıdır. Sulh Ceza Hakimliğinin bizzat kendisi 'yeterli delil bulunmadığını' kararına yazarak kuvvetli suç şüphesinin yokluğunu tespit etmiştir. Bu tespiti yaptığı anda, adli kontrolün en temel ön şartı ortadan kalkmıştır. Buna rağmen, kişi hürriyetini ciddi şekilde kısıtlayan 'konutu terk etmeme' tedbirini uygulaması, kanuni dayanaktan yoksun bir müdahale teşkil eder. AYM, suç işlediğine dair kuvvetli belirti ortaya konulmadan adli kontrol kararı verilmesinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. (İlgili metin: sen.av.tr/tr/makale/adli-kontrol-tedbirinin-kuvvetli-suc-süphesine-dayanmasi-zorunlu-mudur.html)