Bir mahkemenin, faili, fiili veya sevk maddesi belirsiz olan bir iddianameyi CMK m. 174'e göre iade etmeyip kabul ettikten sonra kovuşturma aşamasında bu eksikliği fark etmesi durumunda, mevcut CMK sistematiği içinde hangi kararı vermesi gerektiği 'İçeriği Belirsiz İddianamenin Kabulü' başlıklı metinde nasıl tartışılmaktadır?
Metinde bu durumun hukuki bir boşluk yarattığı belirtilmektedir. Kovuşturma aşamasına geçildiği için iddianamenin iadesi (CMK m. 174) mümkün değildir. Yazar, olası çözümleri ve eleştirilerini şöyle sıralar: 1) Beraat Kararı: Kesin hüküm etkisi yaratacağı ve suçun cezasız kalmasına yol açabileceği için isabetli bulunmamıştır. 2) Durma Kararı: İddianamenin bir kovuşturma şartı olmaması ve zaten kabul edilmiş olması nedeniyle uygun görülmemiştir. 3) 'Hüküm Kurulmasına Yer Olmadığı' Kararı: Yazarın en makul bulduğu çözüm budur. Ancak CMK m. 223'te böyle bir karar türünün sayılmaması eleştirisine maruz kalmaktadır. Metin, bu sorunu çözmek için CMK m. 223'e 'hüküm kurulmasına yer olmadığı' şeklinde bir karar türünün eklenmesini önermektedir. Bu sayede mahkeme, dosyayı usule uygun iddianame tanzimi için savcılığa iade edebilecek ve konu Yargıtay'da CMK m. 225/1'e aykırılıktan bozulmak zorunda kalmayacaktır.