Taşınmaz mülkiyetinin devrine ilişkin inanç sözleşmelerinin geçerliliği Türk hukukunda hangi ilkeye dayanmaktadır ve bu sözleşmelerin ispatı konusunda 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı hangi kuralı getirmiştir?
Türk Hukukunda inançlı işlemleri doğrudan düzenleyen bir kanun hükmü yoktur. Ancak, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 26. maddesinde yer alan 'sözleşme özgürlüğü' ilkesi kapsamında geçerli kabul edilmektedirler. Taşınmaz devrini içeren inanç sözleşmelerinin ispatı ise tapudaki resmi şekil şartı nedeniyle özellik arz eder. Bu konuda temel kaynak olan 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, bu tür iddiaların dinlenebilir olduğuna ve 'yazılı delil' ile ispatının mümkün olduğuna hükmetmiştir. Bu yazılı delilin, tarafların imzasını içeren herhangi bir adi yazılı belge olması yeterlidir; resmi şekilde yapılması zorunlu değildir. Bu kural, inançlı işlemin ispatına yönelik bir istisnadır.