Bir belediye başkanının, kamulaştırma kararı olmaksızın ve malikin rızasını almadan, yol genişletme çalışması kapsamında bir vatandaşın arazisine girerek ağaçları kesmesi talimatını vermesi eylemi, TCK m. 257'de düzenlenen 'görevi kötüye kullanma' suçu kapsamında mı değerlendirilmelidir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nasıldır?
Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin yerleşik kararlarına (örneğin, 2017/2534 K. sayılı karar) göre, TCK m. 257'de düzenlenen 'görevi kötüye kullanma' suçu genel, tali ve tamamlayıcı bir hükümdür. Bu nedenle, eylem kanunda özel olarak tanımlanmış başka bir suçu oluşturuyorsa, o özel suçtan hüküm kurulmalıdır. Somut olayda, belediye başkanının eylemi, öncelikle TCK m. 261'de düzenlenen 'Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf' veya duruma göre TCK m. 152/1-c'de düzenlenen 'nitelikli mala zarar verme' (dikili ağaçlara yönelik) veya TCK m. 154'teki 'hakkı olmayan yere tecavüz' suçlarını oluşturabilir. Mahkemenin öncelikle bu özel suçların unsurlarının oluşup oluşmadığını tartışması ve görevli mahkeme olan Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılama yapması gerekir. Doğrudan görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması, kanundaki suç tiplerinin subsidiarite (ikincillik) ilkesine aykırılık teşkil edeceğinden bozma sebebidir.