Bir ceza davasında, kovuşturma aşamasında mahkeme, daha önce sehven kabul ettiği iddianamenin CMK m. 170'e aykırı olarak faili, fiili veya sevk maddesini belirsiz bir şekilde içerdiğini fark ederse ne gibi bir karar vermelidir? Doktrinde tartışılan çözüm yolları ve yazarın önerisi nedir?
İddianame bir kere kabul edilip kovuşturma aşamasına geçildiğinde, CMK m. 174 uyarınca iadesi mümkün değildir. Bu durumda mahkemenin ne yapacağı konusunda kanunda açık bir hüküm yoktur. Metinde tartışılan görüşler şunlardır: 1) Beraat kararı verilmesi: Kesin hüküm etkisi doğuracağı ve cezasızlığa yol açabileceği için isabetli bulunmamıştır. 2) Durma kararı verilmesi: İddianame bir kovuşturma şartı olmadığı için bu görüş de kabul görmemiştir. Yazar, CMK m. 223'te sayılan karar türleri arasında bu duruma uygun bir seçenek olmadığını belirterek, kanuna 'hüküm kurulmasına yer olmadığı' şeklinde yeni bir karar türünün eklenmesini önermektedir. Bu sayede mahkeme, dosyayı CMK m. 170'e uygun yeni bir iddianame düzenlenmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına iade edebilecek ve Yargıtay'ın CMK m. 225/1'e aykırılıktan verdiği bozma kararlarının da önüne geçilecektir. (Bkz: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/6914 K.)