CMK Madde 173'teki 'itiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir' hükmünün (CMK 173/2) usul hukuku açısından önemini ve bunun, itiraz merciinin 'delil değerlendirme' yetkisini nasıl etkilediğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #178828

CMK Madde 173/2'de itiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve delillerin belirtilmesi zorunluluğu, usul hukuku açısından birkaç önemli işlevi yerine getirir. İlk olarak, itirazın somut bir zemine oturmasını sağlar ve soyut iddiaların önüne geçer. İkinci olarak, itiraz merciinin (Sulh Ceza Hakimliğinin) itirazı etkin bir şekilde incelemesini kolaylaştırır; zira merci, hangi yeni olay ve delillerin değerlendirilmesi gerektiğini doğrudan dilekçeden anlar. Üçüncü olarak, Cumhuriyet savcısının soruşturmadaki eksiklikleri gidermesi veya yeni bir değerlendirme yapması için yol gösterici olur. Bu hüküm, itiraz merciinin delil değerlendirme yetkisini doğrudan etkiler. Merci, itiraz dilekçesinde sunulan delillerle birlikte mevcut soruşturma dosyasındaki tüm delilleri bir bütün olarak değerlendirir. Yargıtay içtihadı (örn: Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2018/6733 K., Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2017/19245 K.), eğer dilekçede belirtilen deliller (örn: telefon dökümleri, kamera kayıtları, önceki husumet beyanları) yeterli şüphe oluşturuyorsa veya soruşturma eksikse, itiraz merciinin bu delilleri göz ardı ederek itirazı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Bu durum, merciin sadece şeklen inceleme yapmakla yetinmeyip, delillerin kamu davası açılması için 'yeterli şüphe' oluşturup oluşturmadığını maddi açıdan da değerlendirmesi gerektiğini gösterir. Aksi takdirde, eksik veya hatalı bir KYOK'un yargısal denetimi sağlanamamış olur.