Bir yargılama senaryosunda, sanığın TCK 61'deki temel ceza belirlenirken, hakimin 'suçun işleniş biçimi', 'meydana gelen zarar' ve 'kastın yoğunluğu' gibi ibareleri somut olayla ilişkilendirmeden, sadece yasal metinleri tekrar ederek alt sınırdan uzaklaşması Yargıtay tarafından neden bozma nedeni sayılır? Bu durum, Anayasa'nın 141. maddesi ve CMK 34. maddesi ile nasıl ilişkilidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #178819

Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre (örn: Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2016/1165 E., 2018/3802 K. ve Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2017/17060 E., 2018/255 K.), hâkimin TCK 61/1'de sayılan kriterlere (suçun işleniş biçimi, kullanılan araçlar, zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saiki) dayanarak temel cezayı belirlerken, bu ibareleri somut olayla ilişkilendirmeden, sadece yasal metinleri soyutça tekrar ederek alt sınırdan uzaklaşması bozma nedeni sayılır (Barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-61-cezanin-belirlenmesi.html, YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/1165 Karar: 2018/3802, YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/17060 Karar: 2018/255). Bu durum, Anayasa'nın 141. maddesindeki 'bütün mahkeme kararlarının gerekçeli olması' ve CMK 34. maddesindeki 'kararların gerekçeli olması gerektiği' ilkeleriyle doğrudan ilişkilidir. Gerekçe, keyfiliği önlemek, denetimi sağlamak ve kararı aydınlatmak amacını taşır. Eğer hâkim, alt sınırdan uzaklaşma veya takdiri indirim uygulamama nedenlerini somut olgularla desteklemezse, karar hukuka, vicdana ve dosya kapsamına uygunluğunu kaybetmiş sayılır ve Yargıtay'ın denetimini imkansız hale getirir. Bu, aynı zamanda TCK 3/1'deki 'orantılılık' ilkesinin de gereğidir; zira cezanın fiilin ağırlığıyla orantılı olduğu, somut ve yeterli gerekçelerle ortaya konulmalıdır.