Anayasa Mahkemesi'nin 'ölçülülük ilkesi'ni, kamu otoritesine tanınan takdir yetkisi bağlamında nasıl sınırlandırdığını açıklayınız. Özellikle, 'hakka daha az zedeleyici aracın tercih edilmesi' gerekliliği ve bu aracın 'aynı amacı gerçekleştirmeye elverişli' olma koşulunu Danıştay üyelerinin görevine son verilmesi örneği üzerinden tartışınız.
Anayasa Mahkemesi, ölçülülük ilkesini (elverişlilik, gereklilik, orantılılık), hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasının istisnai bir yetki olduğu ve bu yetkinin durumun gerektirdiği ölçüde kullanılması gerektiği ilkesiyle sınırlandırmıştır. Kamu otoritelerine tanınan takdir yetkisi, hak ve özgürlükleri somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla sınırlamamalıdır ( Madde V, paragraf 77). 'Hakka daha az zedeleyici aracın tercih edilmesi' gerekliliği, müdahalenin amaç için zorunlu olmasını, yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşmanın mümkün olmamasını ifade eden 'gereklilik' alt ilkesiyle doğrudan ilişkilidir ( Madde V, paragraf 78, 79). Mahkeme, daha hafif bir aracın tercih edilmesi gerektiğinin söylenebilmesi için, söz konusu aracın 'aynı amacı gerçekleştirmeye elverişli' olması gerektiğini vurgulamıştır. Eğer daha hafif bir sınırlama öngörülen amacı gerçekleştiremeyecekse, daha ağır müdahale oluşturan aracın seçimi Anayasa'ya aykırı olmaz. Danıştay üyelerinin görevine son verilmesi örneğinde, Mahkeme çoğunluğu, yargı sistemindeki yapısal değişikliğin (istinaf sistemine geçiş ve iş yükü azalması) doğurduğu 'hukuki ve fiilî zorunluluklar' nedeniyle, üye fazlalığını gidermek için görevden son vermenin gerekli ve elverişli bir araç olduğunu kabul etmiştir ( Madde V, paragraf 86). Buradaki tartışma, daha hafif bir alternatifin (örn: mevcut üyelerin emekli olana kadar görevde kalması) aynı amacı (yargıdaki iş yükünü azaltma ve yeni yapıya uyum) makul sürede ve etkin bir şekilde gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği üzerine yoğunlaşmıştır. Çoğunluk, bunun mümkün olmadığını değerlendirmiştir.