TCK Madde 226/3'teki 'çocukların kullanıldığı müstehcen ürünlerin bulundurulması' suçunda, Yargıtay'ın 'sistematik biçimde depolama ve bulundurma' kriterini neden aradığı ve bu kriterin suçun oluşumu için 'kişisel amaçlı' dahi olsa yeterli kabul edilmesinin gerekçesini açıklayınız. Bu durumun, uluslararası sözleşmelerle (örn: Çocuk Pornografisi İle İlgili İhtiyari Protokol) nasıl bir ilişkisi bulunmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #178809

TCK Madde 226/3'ün ikinci cümlesinde, çocukların kullanıldığı müstehcen ürünlerin bulundurulması fiili suç olarak tanımlanmıştır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2007/9856 E., 2007/6957 K. sayılı kararı (Barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-226-mustehcenlik-sucu.html, YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas: 2007/9856 Karar: 2007/6957), bu suçun oluşumu için 'sistematik biçimde depolama ve bulundurma' kriterini aramaktadır. Bu, tek bir tesadüfi bulundurmanın değil, belirli bir kasıt ve süreklilikle gerçekleştirilen bir eylemin suç teşkil ettiğini ima eder. Ancak bu 'sistematik' niteliğin yorumu esnek olup, tek bir kaydın dahi suçun konusunu oluşturabileceği belirtilmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Karar: 2015/66). Bu suçun oluşumu için 'kişisel amaçlı' dahi olsa yeterli kabul edilmesinin gerekçesi, 'bu ürünlere olan talebin azaltılmasının da çocuklara dolaylı koruma sağlayacağı' düşüncesidir. Yargıtay, uluslararası yükümlülükler (örn: Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi İle İlgili İhtiyari Protokol'ün 3/1, 3/1-c maddeleri) paralelinde, çocuk pornografisinin 'kasıtlı zilyetliğini' dahi suç haline getirme taahhüdünü dikkate almıştır. Bu yaklaşım, çocuk pornografisiyle mücadelede arz ve talebin her aşamada kesilerek, çocukların bu tür istismarın mağduru olmasının önüne geçmeyi amaçlayan mutlak koruma ilkesini yansıtmaktadır.