CMK Madde 173'teki KYOK'a itiraz sürecinde, Yargıtay'ın 'telefonla ilgili HTS dökümleri temin edilerek, olay tarihinden sonra telefonu kullanan kişilerin tespitinin gerektiği' veya 'kamera kayıtlarının olup olmadığı araştırılarak, bulunması halinde görüntü dökümlerinin yapılması gerektiği' yönündeki kararlarının (örn: Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2018/6733 K.) 'maddi gerçeğe ulaşma' ilkesi açısından önemini açıklayınız. Bu tür eksik soruşturma durumlarında KYOK'un verilmesinin hukuka aykırılığına neden değinilmektedir?
Yargıtay kararları (örn: Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2018/6733 K., Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2018/4172 K.), CMK 160. maddede Cumhuriyet savcısının üzerine düşen 'maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için leh ve aleyhte delilleri toplama' yükümlülüğünü vurgular (Barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-173.html, YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2018/2766 Karar: 2018/6733). Bir şikayet veya ihbar üzerine (örn: cep telefonu çalınması, tehdit iddiaları) Cumhuriyet savcısının, telefonun IMEI numarasından kullanıcı tespiti, HTS dökümleri, olay yerindeki kamera kayıtları gibi temel ve elzem delilleri toplamadan KYOK vermesi, 'eksik soruşturma' olarak nitelendirilir. Maddi gerçeğe ulaşma ilkesi, ceza muhakemesinin temel amaçlarından biridir. Yargı organları, bir olayın gerçekte nasıl meydana geldiğini, kimler tarafından işlendiğini ve suçun tüm unsurlarının oluşup oluşmadığını tarafsız bir şekilde araştırmalıdır. Eğer Cumhuriyet savcısı, bu temel araştırmaları yapmadan KYOK verirse, maddi gerçeğe ulaşılamadan bir karar verilmiş olur. Bu durum, hukuka aykırıdır çünkü suç şüphesi tamamen giderilmemiştir. Yargıtay, bu nedenle itiraz merciinin (Sulh Ceza Hakimliğinin) böyle bir durumda itirazı reddetmek yerine, soruşturmanın genişletilmesi veya kabul edilmesi yönünde karar vermesi gerektiğini belirterek, maddi gerçeğin araştırılması yükümlülüğünü ve yargısal denetim mekanizmasını güçlendirmektedir.