Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvurulara ilişkin 'uygulanabilirlik' kriterini, özellikle 'medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar' kavramı üzerinden detaylandırınız. Başvurucunun iddia ettiği hakkın Anayasa'da doğrudan güvence altına alınmasının zorunlu olup olmadığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #178784

Anayasa Mahkemesi, bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerektiğini belirtir ( Madde V, paragraf 35). AİHS'nin 6. maddesi adil yargılanma hakkını 'medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların' ve 'bir suç isnadının' esasının karara bağlanması esnasında geçerli kılar. Bu, adil yargılanma hakkının kapsamını sınırlar. AYM, Anayasa'nın 36. maddesinin medeni meselelerde uygulanabilmesi için hukuk düzeni tarafından kişiye tanınmış veya en azından 'savunulabilir temeli olan bir hakkın' bulunması gerektiğini kabul etmiştir. Önemli bir nokta, bu hakkın Anayasa'da doğrudan veya dolaylı olarak tanımlanan ve güvence altına alınan bir hakka ilişkin olmasının zorunlu olmamasıdır. Kanunla kişilere tanınan ve savunulabilir bir temeli olan hak ve ayrıcalıklar da -mahkemelerde ileri sürülebilmesi koşuluyla- Anayasa'nın 36. maddesi bağlamında hak kavramına dâhildir ( Madde V, paragraf 38). Bu geniş yorum, bireysel başvuruya konu edilebilecek uyuşmazlıkların kapsamını genişleterek hak arama özgürlüğünün daha etkin korunmasını sağlamayı amaçlar.