TCK Madde 226/1'de düzenlenen müstehcenlik suçunun bentler halinde (a'dan f'ye kadar) sıralanan fiillerinin her birinin ortak özelliği ve farklılaşan yönleri nelerdir? Bu fiillerin işlenmesiyle 'kazanç elde edilebileceği' gerekçesinin ceza tayinindeki önemini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #178777

TCK Madde 226/1'de müstehcenlik suçunun çeşitli davranışları bentler halinde suç olarak tanımlanmıştır: * a) Bir çocuğa müstehcen ürünleri verme/gösterme/dinletme * b) İçeriklerini çocukların girebileceği yerlerde veya alenen gösterme/sergileme/okuma/söyletme * c) Ürünleri, içeriğine vakıf olunabilecek şekilde satışa veya kiraya arz etme * d) Ürünleri, bunların satışına mahsus alışveriş yerleri dışında, satışa arz etme/satma/kiraya verme * e) Ürünleri, sair mal veya hizmet satışları yanında veya dolayısıyla bedelsiz olarak verme/dağıtma * f) Ürünlerin reklamını yapma (Barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-226-mustehcenlik-sucu.html, TCK 226/1). Bu fiillerin ortak özelliği, müstehcen içeriğin belirli bir kitleye (özellikle çocuklara veya genel halka) ulaşmasını sağlamak veya bu yönde bir risk yaratmaktır. Farklılaşan yönleri ise fiilin icra biçimi, hedef kitlesi (çocuklar veya genel halk) ve ürünlerin sunuluş şeklidir (doğrudan verme, sergileme, satış, reklam vb.). Özellikle (a) ve (b) bentleri çocukların korunmasına odaklanırken, diğer bentler müstehcen içeriğin denetimsiz yayılmasını önlemeyi amaçlar. TCK Madde 226 Gerekçesi'nde (Barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-226-mustehcenlik-sucu.html, TCK Madde 226 Gerekçesi), 'seçimlik hareketler olan bu fiillerin işlenmesi suretiyle bir kazanç elde edilebileceği için, bu suçun karşılığında hapis cezasının yanı sıra adlî para cezası da öngörülmüştür' ifadesi yer almaktadır. Bu durum, suçun ekonomik bir motivasyonla işlenmesi halinde, hapis cezasının yanında failin malvarlığına da müdahale edilerek caydırıcılığın artırılmasının ve haksız kazancın önüne geçilmesinin amaçlandığını göstermektedir. Adli para cezası, bu tür suçların ticari boyutunun da olduğunu kabul ederek, yaptırımın sadece hürriyeti bağlayıcı değil, mali yönden de etkili olmasını sağlamaktadır.