TCK Madde 226/3'teki 'çocukların kullanıldığı müstehcen ürünlerin bulundurulması' suçu ile TCK Madde 134'teki 'özel hayatın gizliliğini ihlal' suçu arasındaki ilişkiyi, bir fiilin her iki suçu da oluşturması halinde uygulanacak TCK 44 (fikri içtima) hükmünü Yargıtay kararları ışığında tartışınız. Bu iki suçun koruduğu hukuki menfaatler arasındaki temel fark nedir?
TCK Madde 226/3, müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları kullanmayı veya bu ürünleri bulundurmayı, ülkeye sokmayı vb. fiilleri suç olarak tanımlar (Barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-226-mustehcenlik-sucu.html, TCK 226/3). Bu suçun koruduğu temel hukuki menfaat 'çocuk hakları' ve 'genel ahlak'tır. TCK Madde 134 ise 'kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal' etmeyi ve bu görüntülerinin 'ifşa edilmesini' suç sayar. Bu suçun koruduğu hukuki menfaat ise doğrudan bireyin 'özel hayatının gizliliği ve korunması hakkıdır' (Barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-226-mustehcenlik-sucu.html, Ceza Genel Kurulu - Karar: 2015/66). Bir fiilin, her iki suçu da (örn: bir çocuğun çıplak fotoğraflarını çekip telefonunda saklamak) aynı anda oluşturması mümkündür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/66 sayılı kararı ve 2019/216 K. sayılı kararı (Barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-226-mustehcenlik-sucu.html, Ceza Genel Kurulu - Karar: 2015/66, Ceza Genel Kurulu - Karar: 2019/216), bu gibi durumlarda TCK Madde 44'te düzenlenen 'fikri içtima' kuralının uygulanacağını belirtir. Fikri içtima, tek bir fiil ile kanunun birden fazla hükmünün ihlal edilmesi durumunda, faile bu suçlardan sadece en ağır cezayı gerektirenin verileceği anlamına gelir. Yargıtay, bu tür durumlarda genellikle TCK 226/3'ün daha ağır cezayı gerektirdiğini ve failin bu maddeden cezalandırılması gerektiğini kararlarında belirtmiştir.