Anayasa Mahkemesi'nin 'yasama işlemlerinin doğrudan bireysel başvuru konusu yapılamayacağı' kuralını (6216 sayılı Kanun m. 45/3), kanunun uygulanması mahiyetindeki işlem ve eylemlere karşı bireysel başvuru imkânını açıklayarak detaylı bir şekilde yorumlayınız. Bekir Sözen başvurusunun bu kural bağlamında nasıl kabul edilebilir bulunduğunu belirtiniz.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (3) numaralı fıkrası, yasama işlemlerinin doğrudan bireysel başvuru konusu yapılamayacağını düzenlemektedir. Bu kuralın temel amacı, yasama organının çıkardığı soyut ve genel normların doğrudan bireysel hak ihlallerine yol açtığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne taşınmasını engellemektir. Bu tür normların Anayasaya uygunluğu, Anayasa Mahkemesi'nin norm denetimi yoluyla incelenir. Ancak, Anayasa Mahkemesi içtihadına göre, bir yasama işleminin temel hak ve özgürlüğün ihlaline neden olması durumunda, doğrudan yasama işlemi aleyhine değil, ancak yasama işleminin uygulanması mahiyetindeki işlem, eylem ve ihmallere karşı bireysel başvuru yapılabilir ( Madde V, paragraf 54, 55). Bekir Sözen başvurusunda da bu ilke uygulanmıştır. Başvurucunun Danıştay üyeliği, 6723 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na eklenen geçici 27. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi gereğince 'kendiliğinden sona ermiştir' ( Madde V, paragraf 53). Mahkeme, bu Kanun'un yürürlüğe girmesiyle etkisini gösterdiğini, yani yürürlüğe girdiği anda uygulanmış olduğunu kabul etmiştir. Dolayısıyla, başvurucunun bireysel başvurusunun 'kanunun uygulanmasına yönelik' olduğu ve bu nedenle kabul edilebilir olduğu sonucuna varılmıştır ( Madde V, paragraf 56). Bu durum, kanun koyucunun normatif düzenlemesinin, bireylerin somut hak ve durumları üzerinde doğrudan ve otomatik bir etki yaratması halinde, bu etkinin bireysel başvuruya konu edilebileceği anlamına gelir.