TCK Madde 61'e göre cezanın bireyselleştirilmesinde 'failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri' gibi hususların takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilmesi, 'serbest takdir sistemi' ilkesi çerçevesinde ne gibi bir anlam taşır? Bu hususların temel cezanın belirlenmesinde neden kullanılamayacağını açıklayınız.
TCK Madde 62/2'de belirtilen 'failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri' gibi hususlar, takdiri indirim nedenleri olarak sayılmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre (Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Karar: 2019/622), TCK, takdiri indirim nedenleri yönünden 'sınırlayıcı sistemi' değil, 'serbest takdir sistemini' benimsemiştir. Bu, kanunda sayılanların örnekleyici olduğu, hâkimin somut olayın özelliklerine göre başka nedenleri de takdiri indirim olarak kabul edebileceği anlamına gelir. Yargılamayı bizzat yürüten hâkim, sanığı gözlemleyerek bu hususlarda vicdani kanaate ulaşır. Ancak, TCK Madde 61/3'teki 'mükerrer değerlendirme yasağı' gereğince, bu hususlar temel cezanın belirlenmesinde ayrıca göz önünde bulundurulamaz (Barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-61-cezanin-belirlenmesi.html, TCK 61 Madde Gerekçesi). Temel ceza, suçun kanuni tanımındaki objektif unsurlar, işleniş biçimi, kullanılan araçlar, zarar vb. (TCK 61/1) üzerinden belirlenir. Failin kişisel durumları veya fiil sonrası davranışları ise cezanın miktarı belirlendikten sonra, cezanın şahsileştirilmesi amacıyla (yani indirim yapılabilir mi) takdiri indirim aşamasında ele alınır. Bu ayrım, cezanın adil, hakkaniyetli ve yasalara uygun bir şekilde belirlenmesini sağlamayı amaçlar.