Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruda 'mağdur statüsü' ve 'anayasal önem' kavramlarını nasıl ilişkilendirdiğini ve Bekir Sözen başvurusunda bu kavramların varlığını nasıl tespit ettiğini değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #178760

Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurunun kabul edilebilirliği için başvurucunun bir hak ihlali nedeniyle 'mağdur' statüsüne sahip olmasını ve başvuru konusunun 'anayasal önem' taşımasını aramaktadır. Bekir Sözen başvurusunda, başvurucunun Danıştay üyeliğinin doğrudan kanunla sona erdirilmesi nedeniyle bu işlemin hukukiliğini idari yargı önünde denetletme imkanının kalmaması, başvurucunun mahkemeye erişim hakkına müdahale edildiği sonucunu doğurmuştur. Mahkeme, hâkimlik teminatının yüksek yargı üyelerinin görevlerine keyfi olarak son verilmesine karşı koruma sağladığı, bunun anayasal temeli olan bir 'medeni hak' olduğunu kabul etmiştir ( Madde V, paragraf 46, 52). Bu hakkın ihlali iddiasının varlığı, başvurucunun 'mağdur' statüsünü sağlamıştır. Meselenin 'anayasal önemi' ise, yargı bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı gibi Anayasa'nın temel ilkelerini ilgilendirmesi, dolayısıyla bireysel başvurunun Anayasa Mahkemesi'nin görev alanına girmesi ve bu ilkelerin yorumlanmasını gerektirmesidir. Yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğüne dayanan bir devlette yüksek yargı mensuplarının görev güvenceleri, anayasal sistemin bütünlüğü açısından büyük önem taşır ( Madde V, paragraf 57).