TCK Madde 61'de düzenlenen cezanın bireyselleştirilmesi ilkeleri, özellikle 'orantılılık' (TCK 3/1) ve 'gerekçeli karar' (CMK 34) ilkesi çerçevesinde, somut olayın özelliklerinin temel cezanın belirlenmesindeki rolünü analiz ediniz. Yargıtay kararları ışığında, alt sınırdan uzaklaşma veya takdiri indirim nedenlerinin uygulanmamasında hangi gerekçeler kabul edilebilir, hangileri edilemez?
TCK Madde 61, hâkime somut olayın özelliklerine göre cezanın alt ve üst sınırları arasında temel cezayı belirleme yetkisi verir. Bu yetki, TCK 3/1'de belirtilen 'işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza' ilkesiyle sınırlıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2022/408 E., 2022/585 K. sayılı kararı, hâkimin dayandığı gerekçenin, TCK 61/1'e uygun olarak suçun işleniş biçimi, kullanılan araçlar, zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saiki gibi dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde 'kanuni ve yeterli' olmasını aramaktadır (Barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-61-cezanin-belirlenmesi.html, Ceza Genel Kurulu - Karar: 2022/408). Kabul edilebilir gerekçeler, somut olayın vehameti, suçun mağdur üzerindeki ciddi etkisi, failin kastının yoğunluğu, suçun işlenmesindeki ustalık derecesi, suç konusunun yüksek değeri gibi doğrudan fiile ve faile özgü unsurlardır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Karar: 2019/622). Buna karşılık, 'sanığın kişiliği', 'suçun toplumda yarattığı infial' (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar: 2018/2240), 'yasa metinlerinde yer alan soyut ibarelerin tekrarı' (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar: 2018/255) gibi genel veya yasal olmayan gerekçelerle alt sınırdan uzaklaşılması veya takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması kabul edilemez. Yargıtay, gerekçenin denetime elverişli, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olmasını şart koşar.