TCK Madde 226/4'te yer alan 'doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlar' kavramının Yargıtay içtihadındaki yorumu zamanla nasıl bir evrim geçirmiştir? Bu evrimin, bireylerin cinsel yaşamlarına müdahale ve genel ahlakın korunması dengesi açısından önemini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #178752

TCK Madde 226/4'te düzenlenen 'doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlar' kavramı, Yargıtay içtihadında zamanla daha dar bir yoruma kavuşmuştur. İlk kararlarda (örn: Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2012/12510 E., 2014/3734 K.), grup sex, eşcinsel ilişkiler, oral veya anal yoldan cinsel davranışların 'doğal olmayan' kapsamında değerlendirilebileceği belirtilmiştir. Ancak daha sonraki kararlar ve özellikle Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2018/461 E., 2020/323 K. ve ilgili Daire kararları), bu kavramı 'insanları aşağılayıcı veya kimse tarafından, bireylerin cinsel yaşamları içerisinde yer almasının onaylanması mümkün olmayan ya da ensest örneğindeki gibi insan türünün biyolojik devamlılığını tehlikeye sokan cinsel davranışlara ilişkin parafilik eylemlerle' sınırlamıştır (Barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-226-mustehcenlik-sucu.html, Ceza Genel Kurulu - Karar: 2018/461, YARGITAY 18. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/29894 Karar: 2016/11002). Bu evrim, bireylerin cinsel yaşamlarına gereğinden fazla müdahale edilmemesi ilkesi ile toplumun 'genel ahlak'ını koruma amacı arasındaki dengeyi yansıtmaktadır. Yargıtay, her ahlaksızlığın müstehcenlik derecesine varmadığını, yaptırımın kamu düzeni ve yararı için gerekli olduğu durumlarda uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Demokratik toplumun hoşgörü, açık fikirlilik ve çoğulculuk gibi değerleri, bu kavramın yorumlanmasında esas alınmıştır. Bu durum, keyfi yorumların önüne geçerek hukuk güvenliğini artırmayı amaçlamaktadır.