Anayasa Mahkemesi'nin Bekir Sözen başvurusunda, 'kamu görevlilerinin kanunla görevden alınmaları ve başka görevlere atanmaları' konusunda daha önceki içtihadı (AYM, E.2014/57, K.2014/81 kararı) nasıl yorumlanmıştır? Bu içtihattaki 'hukuki ve fiilî zorunluluklar' kavramını Danıştay üyelerinin durumuna uyarlayarak açıklayınız.
Anayasa Mahkemesi, kamu görevlilerinin kanunla görevden alınmaları ve başka görevlere atanmaları konusunda daha önceki içtihadında (AYM, E.2014/57, K.2014/81) hukuki güvenlik ilkesinin, haklı bir neden olmadıkça görevlerine son verilememesini gerektirdiğini belirtmiştir. Ancak, 'hukuki ve fiilî zorunluluklar' hallerinde yasal düzenlemeler yapılabileceğini ve bu düzenlemelerin kazanılmış hakları ihlal etmediği sürece hukuki güvenlik ilkesine aykırılık oluşturmayacağını kabul etmiştir. Bu zorunluluklar, ilgili kurumun veya kuruluşun yeniden teşkilatlandırılması gibi nedenlerden kaynaklanabilir ( Madde V, paragraf 191). Bekir Sözen başvurusunda, Danıştay üyeliğine kanunla son verilmesi, istinaf kanun yolunun kabulü ile yargı sisteminde gerçekleşen köklü yapısal değişikliğin (iki dereceli sistemden üç dereceli sisteme geçiş) hukuki ve fiilî zorunlu sonucu olarak değerlendirilmiştir. Danıştay'ın iş yükünün azalması ve daha küçük bir yapıya dönüştürülmesi gerekliliği, bu 'hukuki ve fiilî zorunluluk' olarak kabul edilmiş ve bu nedenle müdahalenin hukuki güvenlik ilkesine ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmadığı sonucuna varılmıştır ( Madde V, paragraf 193).