Anayasa Mahkemesi'nin Bekir Sözen kararında, Danıştay üyeliğine son veren kanuni düzenlemenin 'hukuki ve fiili zorunluluk'tan kaynaklandığı kabul edilmiştir. Eğer kanun, istinaf sistemi kurulmaksızın, sadece 'yargıyı gençleştirmek' amacıyla mevcut tüm üyelerin görevine son verip yerlerine yenilerini atamayı öngörseydi, AYM'nin 'hukuki ve fiili zorunluluk' ve 'ölçülülük' analizi nasıl değişirdi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #178432

Bu durumda AYM'nin analizi tamamen değişirdi. Mahkemenin mevcut kararı, göreve son vermeyi, yargı sistemindeki köklü ve yapısal bir değişikliğin (üç dereceli sisteme geçiş) kaçınılmaz bir sonucu olarak meşrulaştırmaktadır. Eğer böyle bir yapısal değişiklik olmasaydı, 'hukuki ve fiili zorunluluk' argümanı çökerdi. 'Yargıyı gençleştirmek' gibi soyut bir amaç, Anayasa m. 139'da güvence altına alınan hâkimlik teminatını ortadan kaldırmak için yeterli ve meşru bir sebep olarak kabul edilemezdi. Bu durumda, düzenlemenin keyfi olduğu, mahkemeye erişim hakkını orantısız şekilde ihlal ettiği ve hâkimlik teminatına aykırı olduğu sonucuna varılması kuvvetle muhtemel olurdu. (Bkz. Bekir Sözen Başvurusu, B. No: 2016/14586, § 85-86)