Anayasa Mahkemesi'nin Bekir SÖZEN başvurusundaki karşıoy gerekçelerinde, çoğunluğun 'yapısal değişiklik' argümanını neden 'hâkimlik teminatı' ve 'yargı bağımsızlığı' ilkelerini zedeleyici bulduğunu detaylıca açıklayınız. Bu muhalif görüşlerin, yargısal güvencelerin 'mutlak' niteliği ve 'sübjektif yargılama faaliyeti' ile 'objektif yapısal reform' arasındaki ayrım konusundaki temel itirazlarını tartışınız.
Anayasa Mahkemesi'nin Bekir SÖZEN başvurusundaki karşıoy gerekçeleri (Başkan Zühtü ARSLAN, Üye Engin YILDIRIM, Üye M. Emin KUZ ve Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ), çoğunluğun Danıştay üyeliğinin sona erdirilmesiyle 'hâkimlik teminatı' ve 'yargı bağımsızlığı'nın zedelenmediği yönündeki argümanına karşı çıkmıştır. Bu itirazlar, yargısal güvencelerin niteliğine ve 'yapısal değişiklik' kavramının kullanımına derinlemesine bir eleştiri getirir. **Karşıoyların Temel İtirazları:** 1. **Hâkimlik Teminatının Mutlak Niteliği:** Karşıoylar, Anayasa'nın 139. maddesinde yer alan 'Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz' hükmünü mutlak bir güvence olarak yorumlamıştır. Başkan Zühtü ARSLAN'ın karşıoyunda, 'Yargıtay ve Danıştay üyelerinin görevlerine son veren kurallar Anayasa’nın çok sayıda hükmüne aykırılık teşkil etmektedir' ifadesiyle bu mutlakiyet vurgulanmıştır. Onlara göre, hâkimlik teminatı sadece özlük haklarını değil, görevin sona erdirilmesine karşı keyfi müdahalelerden korunmayı da kapsar (§4). 2. **'Yapısal Değişiklik' Argümanının Yetersizliği:** Çoğunluk, Danıştay üyeliğinin sona erdirilmesini, istinaf sistemine geçişin 'hukuki ve fiilî zorunlu sonucu' olarak kabul etmiştir. Ancak karşıoylar, bu yapısal değişikliğin, hâkimlerin görevine kanunla son vermeyi haklı kılan 'zorlayıcı ve objektif bir neden' olarak kabul edilemeyeceğini savunmuştur (Zühtü ARSLAN Karşıoy, §5). Üye Engin YILDIRIM'ın karşıoyunda, 'kanunlarda öngörülen usuller dışında bir yöntemle bir kimsenin Danıştay üyeliğinin sona erdirilmesi hâlinde bu işlemin dava konusu olamayacağı hususunda herhangi bir neden bulunmadığı' belirtilmiştir (§7). Yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğüne dayanan bir devlette yüksek yargı mensuplarının görevlerine son verilmeye karşı koruma altında bulunmadıkları düşünülmesi mümkün değildir. 3. **'Sübjektif Yargılama Faaliyeti' ile 'Objektif Yapısal Reform' Arasındaki Ayrım:** Karşıoylar, çoğunluğun, üyeliğin sona erdirilmesinin 'mevcut üyelerin yargılama faaliyetleriyle ve bu kapsamda verdikleri kararlarla bir ilgisi bulunmadığı' (çoğunluk §164) yönündeki argümanını yeterli bulmamıştır. Yargıç teminatı, yargıcın verdiği kararlar nedeniyle değil, genel olarak görevine son verilmesine karşı koruma sağlar. Objektif bir yapısal reform (daire sayısının azaltılması gibi) ile belirli yargıçların görevine subjektif bir şekilde son verilmesi arasındaki ayrım önemlidir. Yargıçların görevine, performansları veya disiplin dışındaki nedenlerle kanunla son verilmesi, kişisel güvenliği ve tarafsızlığını zedeler. Göreve son verilen üyelerin yeniden seçilmeme kararının hukuka aykırılığına ilişkin iddiaları yargıya taşıyamamaları, bu müdahalenin orantısızlığını pekiştirmektedir (Zühtü ARSLAN Karşıoy, §6; Engin YILDIRIM Karşıoy, §23). **Sonuç:** Karşıoylar, çoğunluğun kararını, yargı bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı ilkelerinin yorumlanmasında yeterince hassas davranmadığı ve yargısal güvenceleri zayıflattığı gerekçesiyle eleştirmiştir. Onlara göre, yargı reformu adı altında yapılan bu türden radikal müdahaleler, yargı mensuplarının geleceğe dönük korku ve endişe duymadan karar verme yeteneklerini olumsuz etkileyebilir. Bu, yargı bağımsızlığının sadece teorik bir kavram olarak kalmayıp, somut olaylarda nasıl güvence altına alınması gerektiği konusundaki derin bir hukuk felsefesi tartışmasını yansıtmaktadır.