Anayasa Mahkemesi'nin Bekir SÖZEN başvurusunda (B. No: 2016/14586), yargı mensubunun görevinin sona erdirilmesi işleminin 'medeni hak' niteliği taşıdığını ve bu nedenle adil yargılanma hakkı kapsamında bireysel başvuruya konu olabileceğini kabul etmesinin hukuki gerekçelerini açıklayınız. Bu değerlendirmenin, kamu görevlileri ile devlet arasındaki ilişkinin 'medeni hak' kapsamında incelenmesinde getirdiği yenilikleri ve 'kamu gücünün kullanımı' ile 'güven ve sadakat' ilişkisi kriterlerini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #178082

Anayasa Mahkemesi, Bekir SÖZEN başvurusunda, başvurucunun Danıştay üyeliğinin kanunla sona erdirilmesinin 'medeni haklarını etkilediği' ve Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında kaldığı sonucuna ulaşarak başvuruyu kabul edilebilir bulmuştur (§52). Bu değerlendirme, kamu görevlileri ile devlet arasındaki ilişkinin 'medeni hak' kapsamında incelenmesinde önemli yenilikler getirmiştir: 1. **'Medeni Hak' Kavramının Geniş Yorumu:** AYM, Anayasa'nın 36. maddesinin medeni meselelerde uygulanabilmesi için hukuk düzeni tarafından kişiye tanınmış veya en azından savunulabilir temeli olan bir hakkın bulunması gerektiğini belirtir. Bu hakkın Anayasa'da doğrudan veya dolaylı olarak tanımlanması zorunlu değildir; kanunla tanınan ve savunulabilir bir temeli olan hak ve ayrıcalıklar da bu kapsama dahildir (§38). 2. **Kamu Hukuku İlişkisinin 'Medeni Hak' Boyutu:** Normalde kamu hukuku kurallarına göre istihdam edilen kamu çalışanları ile devlet arasındaki ilişki her zaman medeni hak niteliği taşımaz. Ancak AYM, kamu çalışanlarına tanınan hak ve ayrıcalıkların 'kural olarak medeni niteliğinde olduğunu' vurgulamıştır. İstisnai durumlarda medeni hak kapsamında değerlendirilmemesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir (§42): * **Mahkemelerde Dava Konusu Edilemez Nitelikte Olması:** Hakkın mahkemelerde dava edilemez nitelikte olması ve dava yolunun kapalı tutulması gerekir. Ancak somut olayda, başvurucunun Danıştay üyeliğinin sona erdirilmesi işleminin normalde mümkün olmaması nedeniyle bunun dava konusu edilebilirliğine ilişkin doğrudan bir düzenleme olmasa da, kanunlarda öngörülen usuller dışında bir yöntemle göreve son verilmesi halinde dava açılamayacağı düşünülemez (§47). * **Haklı Nedene Dayanma ve 'Kamu Gücünün Kullanımı' ile 'Güven ve Sadakat' İlişkisi:** Dava yolunun kapatılmasının haklı bir nedene dayanması gerekir. Bu haklı nedenin varlığı için uyuşmazlığın 'kamu gücünün kullanımıyla ilgili olması ve kamu görevlisi ile devlet arasındaki güven ve sadakat ilişkisini tartışmaya açtığının gösterilmesi lazımdır' (§43). Ancak AYM, yargı mensuplarından beklenen güven ve sadakatin devletin diğer organlarına değil, 'Anayasa’ya, hukuk devletine ve demokrasiye yönelik olduğunu' vurgulamıştır (§50). Başvurucunun Danıştay üyeliğinin sona erdirilmesinin gerekçesinin (yapısal değişiklik) yargılama faaliyetleriyle veya verdiği kararlarla ilgili olmaması, 'güven ve sadakat bağını tartışmaya açmayacağı' sonucuna götürmüştür. Bu itibarla, yargı denetimi dışında bırakılmanın haklı bir sebebe dayanmadığı kabul edilmiştir (§51). **Sonuç:** AYM, bu kararla, yargı mensuplarının görevlerinin sona erdirilmesi gibi konuların, devletin egemenlik yetkisinin mutlak kullanımı kapsamında görülmeyip, bireyin medeni haklarını etkileyebilecek nitelikte olduğunu kabul etmiştir. Bu, kamu görevlilerinin mesleki statüleriyle ilgili uyuşmazlıkların bireysel başvuruya konu olabileceği alanını genişletmiş, yargının bağımsızlığı ve bireysel haklar arasındaki dengeyi kişi lehine yorumlamıştır.