Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2016/18280 K., 2017/984 K. sayılı kararında, 'hakaret' suçundan kimliği meçhul şüpheli hakkında yapılan soruşturmada, itiraz merciinin CMK 173/3 ve 173/4 maddelerini yanlış uygulamasını açıklayınız. Bu durumda itiraz merciinin doğru hareket tarzı ne olmalıydı ve bu hatanın hukuki denetlenebilirlik açısından önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #178064

Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2016/18280 K., 2017/984 K. sayılı kararında, 'hakaret' suçundan kimliği meçhul şüpheli hakkında yapılan soruşturmada itiraz merciinin (İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliğinin) CMK 173/3 ve 173/4 maddelerini yanlış uygulaması ele alınmıştır. **İtiraz Merciinin Yanlış Uygulaması:** * Olayda, Cumhuriyet Başsavcılığı, müştekinin ifadesi dışında gerekli soruşturma işlemlerini yapmadan (kimliği meçhul şüphelinin tespiti için gerekli araştırmaları yapmadan) KYOK vermiştir. * İtiraz mercii olan Sulh Ceza Hakimliği ise, bu eksik soruşturmaya rağmen, '5271 sayılı Kanun’un 173/4. maddesi uyarınca kamu davası açılmasına yönelik itirazın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir' gerekçesiyle kanun yararına bozma kararı verilmiştir. * Yargıtay, bu kararın hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. **CMK 173/3 ve 173/4 Maddelerinin Doğru Uygulaması ve Çelişki:** 1. **Soruşturmanın Genişletilmesi (CMK 173/3):** CMK 173/3, 'Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir'. Eğer savcılık müştekinin ifadesi dışında bir işlem yapmamışsa, şüphelinin kimliğini tespit etmek için gerekli araştırmaları (örneğin internet servis sağlayıcısından bilgi talebi) yapması gerekir. Bu durumda itiraz merciinin, soruşturmanın eksik olduğunu tespit ederek 'soruşturmanın genişletilmesi' yönünde karar vermesi gerekirdi. 2. **İtirazın Kabulü (CMK 173/4):** CMK 173/4, 'Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.' İstem, yani kamu davasının açılması talebi, ancak soruşturmanın yeterli olduğu ve suç işlendiğine dair 'yeterli şüphenin' oluştuğu durumlarda yerinde bulunabilir. Kimliği meçhul bir fail söz konusu olduğunda ve kimlik tespiti için temel soruşturma işlemleri dahi yapılmamışken, yeterli şüphenin oluştuğunu kabul etmek zordur. * **Çelişki:** İtiraz merciinin, 'gerekli soruşturma işlemleri yapılmadan' bir KYOK verildiğini tespit etmesine rağmen, doğrudan 'kamu davası açılmasına yönelik itirazı kabul etmesi', hukuki olarak çelişkilidir. Eğer soruşturma eksikse, yeterli şüphe henüz oluşmamıştır ve bu durumda kamu davasının açılmasına karar vermek mantıksızdır. Öncelikle eksikliklerin giderilmesi, sonra yeterli şüphenin oluşup oluşmadığına karar verilmesi gerekir (Yargıtay 19. Ceza Dairesi 2016/5892 E., 2017/3662 K. ile benzer). **Hukuki Denetlenebilirlik Açısından Önemi:** * Bu tür bir usul hatası, kararın hukuki denetlenebilirliğini zayıflatır ve adil yargılanma hakkını etkileyebilir. Yargıtay, bu tür hataları 'kanun yararına bozma' nedeni olarak görerek, alt dereceli mahkemelerin usul kurallarına uygun hareket etmesini sağlamayı amaçlar. * Soruşturma makamlarının (savcılık) veya denetim makamlarının (sulh ceza hakimliği) görevlerini usulüne uygun yerine getirmesi, maddi gerçeğe ulaşma ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin bir gereğidir. Eksik soruşturmaya rağmen dava açılması veya itirazın hatalı kabulü, yargılamanın sağlıklı ilerlemesini engeller. **Sonuç:** İtiraz mercii, Cumhuriyet savcısının eksik soruşturma yaptığını tespit ettiğinde, doğrudan kamu davası açılmasına karar vermek yerine, CMK 173/3'e uygun olarak soruşturmanın genişletilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunmalıydı. Bu, hem usul ekonomisini hem de adil yargılanma prensiplerini koruyarak, davanın sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlar.