Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2016/18241 K., 2017/2172 K. sayılı kararında, 'kasten yaralama' ve 'hakaret' suçlarına ilişkin kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddedilmesinin neden 'eksik soruşturma' ve 'delil yetersizliği' gerekçelerini geçersiz kıldığını açıklayınız. Bu durumun 'adli muayene raporları', 'kamera kayıtları' ve 'bilirkişi raporları' gibi somut delillerle ilişkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #178063

Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2016/18241 K., 2017/2172 K. sayılı kararında, 'kasten yaralama' ve 'hakaret' suçlarına ilişkin KYOK'a yapılan itirazın reddedilmesi, somut delillere rağmen eksik soruşturma ve dolayısıyla hatalı bir delil yetersizliği gerekçesine dayanması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur. **Eksik Soruşturma ve Hatalı Delil Yetersizliği Gerekçesi:** * Kararda, müştekinin polis memurları tarafından hakaret ve tehdit edildiği, kasten yaralandığı iddiasıyla şikayetçi olduğu belirtilmiştir. Şüpheli polis memurları ise suçlamaları kabul etmemiş ve yasal zor kullanma yetkilerini aşmadıklarını savunmuşlardır. Başsavcılık, iddiadan başka yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle KYOK vermiştir. İtiraz merci ise, 'hakaret ve tehdit suçlarından kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşmadığı, şüphelilerin yasal zor kullanma yetkileri dikkate alınarak yaralama ve görevi kötüye kullanma suçlarından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın gerekçesi usul ve yasaya uygun olduğu' gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. * Ancak Yargıtay, 'dosya kapsamında temin edilen adli muayene raporları, olaya ilişkin kamera kayıtları ve bilirkişi raporları değerlendirildiğinde, olay dahilinde hakaret ve kasten yaralama eylemlerinin gerçekleştiğine ilişkin kamu davası açmaya yeterli şüphe oluştuğu'nu tespit etmiştir. **Somut Delillerle İlişki ve Önemi:** 1. **Adli Muayene Raporları:** Müştekiler hakkında düzenlenen 'genel adli muayene raporları', yaralanmaların varlığını ve niteliğini somut olarak ortaya koyan tıbbi delillerdir. Bu raporlar, 'kasten yaralama' suçunun meydana gelip gelmediği konusunda 'yeterli şüphe' oluşturabilir. 2. **Kamera Kayıtları:** Olayla ilgili 'kamera kayıtları', fiillerin işleniş biçimini, faillerini ve olayın gelişimini görsel olarak sunan çok önemli delillerdir. Kararda, 'kamera kayıtları detaylı bir şekilde değerlendirilerek, hakaret ve kasten yaralama eylemlerinin kim tarafından gerçekleştirildiği açıkça tespit edilmek suretiyle gereğinin takdir edilmesi gerekmektedir' denilmiştir. Kamera kayıtları, iddiaların soyutluğunu ortadan kaldırabilir ve somut delil niteliği taşıyabilir. 3. **Bilirkişi Raporları:** Kamera görüntülerine ilişkin 'bilirkişi raporları', görüntülerin incelenmesi ve olayın teknik analizi açısından uzman görüşü sunar. Bu raporlar, görüntülerin içeriği, sesle uyumu gibi teknik detayları açıklayarak, suçun unsurlarının oluşup oluşmadığına dair şüpheyi güçlendirebilir. Örneğin, 'sesin görüntüyle uyumsuzluğu' gibi teknik detaylar, delil değerlendirmesinde önemli olabilir. **Sonuç:** Yargıtay, bu tür somut delillerin (adli raporlar, kamera kayıtları, bilirkişi raporları) varlığına rağmen, Cumhuriyet savcısının 'iddiadan başka delil elde edilemediği' gerekçesiyle KYOK vermesini ve itiraz merciinin bu kararı onamasını 'eksik soruşturma'ya dayanarak hukuka aykırı bulmuştur. Savcılık, bu delilleri yeterince incelememiş veya değerlendirmemiş, itiraz mercii de bu eksikliği gidermek veya kararı kaldırmak yerine itirazı reddetmekle hata yapmıştır. Yargıtay, bu durumda 'kamu davası açmaya yeterli şüphenin oluştuğu'nu belirtmiş ve itirazın kabul edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu, adil yargılanma hakkı ve maddi gerçeğe ulaşma ilkesinin bir gereğidir.