Anayasa Mahkemesi'nin Bekir SÖZEN başvurusunda, 'hukuki güvenlik ilkesi'ni nasıl tanımlamış ve kamu görevlilerinin kanunla görevden alınmalarına ilişkin düzenlemeler yönünden bu ilkenin uygulamasını nasıl değerlendirmiştir? AYM'nin daha önceki içtihatları ile bu kararı ilişkilendirerek açıklayınız.
Anayasa Mahkemesi, Bekir SÖZEN başvurusunda (B. No: 2016/14586), 'hukuki güvenlik ilkesi'ni şu şekilde tanımlamıştır: 'Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin gereklerinden olan hukuki güvenlik ilkesi; normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar' (§188). **Kamu Görevlilerinin Kanunla Görevden Alınmasına İlişkin Değerlendirme:** * AYM, daha önceki içtihatlarına (örn. AYM, E.2014/57, K.2014/81, 10/4/2014) atıfla, 'Kamu personeli olarak görev yapan kişilerin bulundukları görevlerden alınmalarını gerektiren haklı bir neden olmadıkça görevlerine son verilememesi, hukuki güvenlik ilkesinin bir gereğidir.' Ancak, 'hukuki ve fiili zorunluluk hallerinde bu hususlarda yasal düzenlemeler yapılabileceği de kabul edilmektedir.' (§191). * Önemli olan, bu tür zorunluluklar nedeniyle getirilen ve ilgililerin kazanılmış haklarını ihlal etmeyen düzenlemelerin hukuki güvenlik ilkesine aykırılık oluşturmamasıdır. Kanun koyucu, kamu hizmetinin gerekleri yönünden ve kamu yararı amacıyla yeni kadrolar ihdas edebileceği gibi, mevcut bazı kadroları da kaldırabilir. Kamu kurum ve kuruluşlarının yeniden yapılandırılmaları kapsamında, teşkilat yapısı değiştirilen kurum ve kuruluşların bazı kadrolarında görev yapan kamu görevlilerinin görevlerinin sona erdirilerek başka kadrolara atanmaları, 'hukuki ve fiilî zorunluluklar nedeniyle getirilen yasal düzenlemelerin bir örneğini oluşturmakta ve hak arama özgürlüğünün ihlaline yol açmamaktadır.' (§191). * Bu durumda, 'ilgililerin başka kadrolara atanmalarının sebep unsuru, ilgili kurumun ya da kuruluşun yeniden teşkilatlandırılması olup yürürlükte bulunan kanunlara dayanılarak ve kamu görevlisinin öznel durumu dikkate alınarak idarece tesis edilen naklen atama işlemlerinden tamamen farklıdır.' (§191). **Önceki İçtihatlarla İlişkilendirme:** * AYM, bu yaklaşımını, HSK'da görev yapan hâkimlerin görevden alınmasına ilişkin kuralı iptal ederken (çünkü burada yapısal değişiklik gerekçesi yoktu) Türkiye Adalet Akademisinde görev yapan hâkimlerin görevlerine son verilmesine ilişkin kanuni düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olmadığını bulduğu önceki bir kararıyla (AYM, E.2014/57, K:2014/81, 10/4/2014) ilişkilendirmiştir (§192). * Bekir SÖZEN başvurusunda, Danıştay üyelerinin görevine kanunla son verilmesine ilişkin düzenlemenin de aynı çerçevede değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kanun'un gerekçesinde ifade edilen ve yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan; 'istinaf kanun yolunun kabulü ile buna bağlı olarak Danıştay iş yükünün azalması gerekçesine dayalı olarak Danıştayın daire sayısının azaltılmak suretiyle daha küçük bir yapıya dönüştürülmesi, Danıştay üyelerinin söz konusu yapısal değişikliğin hukuki ve fiilî zorunlu sonucu olarak görevlerine son verilmesine sebep olduğundan söz konusu düzenlemede hukuki güvenlik ilkesine ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık bulunmadığı' sonucuna varılmıştır (§193). Özetle, hukuki güvenlik ilkesi, kamu görevlilerinin güvencesini esas alsa da, AYM'ye göre, 'haklı ve objektif' yapısal değişiklikler sonucunda kanunla göreve son verilmesi (kazanılmış haklar ve özlük hakları korunarak başka kadrolara atanmak koşuluyla) bu ilkeye aykırılık oluşturmaz. Önemli olan, müdahalenin keyfi olmaması ve gerçek bir zorunluluğa dayanmasıdır.