Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2012/12510 E., 2014/3734 K. sayılı kararında 'doğal olmayan cinsel davranışlar' kavramının Yargıtay'ın önceki 'devamlılık gösteren Daire kararları' ile karşılaştırıldığında nasıl bir evrim geçirdiğini açıklayınız. Özellikle eşcinsel veya oral/anal ilişkilerin bu kapsamda değerlendirilmemesinin gerekçelerini ve bireylerin cinsel yaşamına müdahale konusundaki hassasiyeti tartışınız.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2012/12510 E., 2014/3734 K. sayılı kararı, TCK 226/4'te yer alan 'doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlar' kavramının Yargıtay içtihadındaki yorumunun önemli bir evrimini göstermektedir. **Önceki Yaklaşım (Evrim Öncesi):** * Kararda bahsedilen 'devamlılık gösteren Daire kararlarında da vurgulandığı üzere, bir kadın ile bir erkeğin, cinsel organlarının bir araya gelerek ilişkiye girmeleri suretiyle oluştuğu' ve bunun dışındaki, 'örneğin birden fazla kişinin bir araya gelerek cinsel ilişkiye girmeleri (grup sex), eşcinsel insanların birbirlerine cinsel davranışlarda bulunmaları, hayvanlarla cinsel ilişki, oral veya anal yoldan cinsel davranışların tamamının doğal olmayan cinsel davranışlar olduğu' şeklindeki değerlendirmeler, daha önceki (veya bazı dairelerin) daha katı ve dar yorumunu yansıtmaktadır. Bu yorum, cinsel ilişkiyi yalnızca 'vajinal' yolla sınırlandırmakta ve bunun dışındaki her türlü cinsel eylemi 'doğal olmayan' kabul etmekteydi. **Evrimleşen Yaklaşım (Mevcut Yargıtay İçtihadı):** * Ancak, 2012/12510 E., 2014/3734 K. sayılı kararda, bu önceki yaklaşımdan ayrılış ve daha geniş bir yorum benimsenmiştir. Karar, sanık hakkında ele geçirilen 'doğal olmayan yollarla yapılan grup halinde, lezbiyen, anal, oral şekilde cinsel davranışlara ilişkin görüntüler' olduğu tespit edildiği halde, yanlış değerlendirme ile TCK 226/4 yerine TCK 226/1-d maddesinin uygulanması gerektiğini belirtmiştir. * Yani, 'anal ve oral yoldan yapılan, eşcinsel eğilimli ya da çoklu cinsel birleşmelere ait görüntülerin tek başına “doğal olmayan” kavramı içerisinde değerlendirilemeyeceği' vurgulanmıştır (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2015/29894 K., 2016/11002 K.; Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/11800 K., 2017/1020 K.). **Eşcinsel veya Oral/Anal İlişkilerin Kapsam Dışı Kalmasının Gerekçeleri ve Hassasiyet:** 1. **Bireylerin Cinsel Yaşamına Müdahale:** Kararlar, 'Cinselliğin hangi hâlinin doğal veya normal olduğu, zamana ve topluma hatta her toplum içerisindeki gruplara veya bireylere göre değişiklik gösterebilir' diyerek bu konudaki subjektifliği kabul etmiştir. 'Yalnızca bir erkek ile kadının vajinal yoldan cinsel ilişkiye girmelerinin doğal olduğunu söylemek bilimsel bir karşılık bulmayacağı gibi, bireylerin cinsel yaşamlarına ve eğilimlerine gereğinden fazla müdahaleyi de beraberinde getirecektir.' (Ceza Genel Kurulu 2018/461 E., 2020/323 K.). 2. **Dar Yorum Gerekliliği:** 'Doğal olmayan yol' ibaresinin yoruma açık olduğu ve ceza hukukunda bireylerin özel hayatına gereğinden fazla müdahale tehlikesi nedeniyle 'dar yorumlanması gerektiği' kanısı mevcuttur (Veli Özer Özbek'ten alıntı, CGK 2018/461 E., 2020/323 K.). Eşcinsel davranışların madde kapsamı içinde değerlendirilmemesi gerektiği, zira TCK'da yetişkinler arasındaki rızaya dayalı eşcinsel ilişkilerin suç olarak kabul edilmediği belirtilmiştir. 3. **Ahlaki Değerler ve Suç:** Bir davranışın ahlaki veya psikolojik yönlerden sorgulanabilirliğinin onun suç olmasını gerektirmediği, bireylerin davranışlarına ancak 'genel ahlaki değerlere zarar vereceği yönünde oluşan kaygıların ötesinde toplum açısından gerçek ve ciddi sakıncalar doğmadıkça' karışılmaması gerektiği vurgulanmıştır. **Sonuç:** Yargıtay'ın evrimleşen içtihadı, TCK 226/4'teki 'doğal olmayan yoldan' kavramını, sadece 'insanları aşağılayıcı veya kimse tarafından, bireylerin cinsel yaşamları içerisinde yer almasının onaylanması mümkün olmayan ya da ensest örneğindeki gibi insan türünün biyolojik devamlılığını tehlikeye sokan cinsel davranışlara ilişkin parafilik eylemleri' kapsayacak şekilde daraltmıştır (CGK 2018/461 E., 2020/323 K.). Bu yorum, bireylerin cinsel özerkliğine daha fazla saygı gösteren ve ceza hukukunun son çare (ultima ratio) ilkesine uygun bir yaklaşımı yansıtmaktadır.