Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin genel ilkelerinden biri olan 'Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı' kavramını açıklayınız. Bu kavramın, bir başvurunun kabul edilebilirliği açısından taşıdığı önemi ve somut bir hak ihlali iddiasının bu alana girip girmediğinin nasıl değerlendirildiğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #178032

Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru sistematiğinde, bir başvurunun esasının incelenebilmesi için müdahale edildiği iddia edilen hakkın 'Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı' kapsamında olması gerekir. **Ortak Koruma Alanı Kavramı:** * Anayasa'nın 148/3. maddesi ve 6216 sayılı Kanun'un 45/1. maddesi uyarınca, bireysel başvuruya konu olabilecek hak ihlallerinin, Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerle birlikte, Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve ek protokollerinin de kapsamına girmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18). * Bu kavram, bireysel başvurunun kapsamını belirleyen bir filtre görevi görür. Eğer iddia edilen hak ihlali, bu ortak koruma alanı dışında kalıyorsa, başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir. **Önemi ve Değerlendirme Yöntemi:** 1. **Adil Yargılanma Hakkı Örneği:** Anayasa'nın 36. maddesindeki 'adil yargılanma' ibaresinin ekleniş gerekçesi, Sözleşme'deki adil yargılanma hakkını anayasal güvence altına almaktır. Dolayısıyla, Anayasa 36. maddesinin kapsam ve içeriği belirlenirken Sözleşme'nin 6. maddesinin ve AİHM içtihadının göz önünde bulundurulması gerekir (Yaşar Çoban, B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 54; Onurhan Solmaz, § 22). 2. **'Medeni Hak ve Yükümlülükler' veya 'Suç İsnadı':** Sözleşme'nin 6. maddesi, adil yargılanma hakkının 'medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar' ve 'bir suç isnadının esası hakkında karar verilmesi' esnasında geçerli olduğunu belirtir. Bu iki koşulun dışında kalan adil yargılanma hakkı ihlali iddiaları, ortak koruma alanı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, § 23). 3. **Hakkın Savunulabilir Bir Temeli Olması:** Anayasa 36. maddesinin medeni meselelerde uygulanabilmesi için, hukuk düzeni tarafından kişiye tanınmış veya 'en azından savunulabilir temeli olan bir hakkın bulunması' gerekir. Bu hakkın Anayasa'da doğrudan veya dolaylı olarak tanımlanmış olması zorunlu değildir; kanunla tanınan ve savunulabilir temeli olan haklar da bu kapsama girer (M.B., B. No: 2018/37392, 23/7/2020, § 67). 4. **Takdir Yetkisi ve Yargı Denetimi:** Bir hakkın tanınması konusunda yetkili otoritelerin mutlak takdir yetkisi varsa, o hak Anayasa 36 kapsamında değildir. Ancak takdir yetkisi mutlak değilse veya idarenin takdirini kullanması sonucu yaptığı tasarrufun yargı mercilerince iptal edilmesi mümkünse, hakkın varlığı kabul edilmelidir (§39). 5. **Kamusal Nitelikli Haklar:** Devletin egemenlik yetkisinin kullanımına temas eden meselelere ilişkin haklar kural olarak ortak koruma alanı dışında kalır. Ancak, kamu çalışanlarına tanınan hak ve ayrıcalıkların medeni nitelikte olduğu kabul edilebilir, meğer ki bu hakların mahkemelerde dava konusu edilemez nitelikte olması ve dava yolunun kapatılmasının kamu gücünün kullanımıyla ilgili haklı bir nedene dayanması gereksin (§41, §42, §43). AYM, Bekir SÖZEN başvurusunda, Danıştay üyeliğinin sona erdirilmesinin medeni hakları etkilediği ve adil yargılanma hakkı kapsamında kaldığına karar vererek, başvuruyu ortak koruma alanı içinde değerlendirmiştir (§52).