Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/71 K. sayılı kararında, 5237 sayılı TCK döneminde malın ekonomik değerinin fahiş olmasının temel cezanın belirlenmesinde nasıl bir rol oynadığını açıklayınız. Bu durumun 765 sayılı TCK dönemindeki düzenlemelerle farkını ve cezanın 'orantılılık' ilkesi açısından önemini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #178028

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/71 K. sayılı kararında, malın ekonomik değerinin fahiş olmasının temel cezanın belirlenmesindeki rolü, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK arasındaki farklılıklar bağlamında ele alınmıştır. **765 Sayılı TCK Dönemi:** * 765 sayılı TCK döneminde, malın ekonomik değerinin fahiş olması, 'ayrı bir artırım maddesi' olarak (örn. TCK 522. maddesi uyarınca) düzenlenmişti. Yani, suçun temel şekline verilen ceza üzerinden ayrıca bir artırım yapılıyordu. * Ceza Genel Kurulu, 765 sayılı Kanun döneminde malın değerinin fahiş olmasının ayrı bir artırım maddesi olarak düzenlendiğinden, TCK'nın 29. maddesine göre temel ceza tayin edilirken bu durumun 'alt sınırdan ayrılma gerekçesi olarak kabul edilemeyeceğini' belirtmiştir. Yani, aynı durumun temel cezanın belirlenmesinde ve ardından artırımda iki kez dikkate alınması mükerrer değerlendirme yasağına aykırıydı. **5237 Sayılı TCK Dönemi:** * 5237 sayılı TCK'da, malın ekonomik değerinin fahiş olması 'ayrı bir artırım maddesi olarak öngörülmemiştir'. * Ancak, Ceza Genel Kurulu, 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesinde yer alan 'suçun konusunun önem ve değeri' şeklindeki ölçütün, malın değerinin fahiş olmasının temel cezanın tayininde göz önünde bulundurulabileceğini kabul etmiştir. Bu durumda, 'hükümlü hakkında temel ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği' sonucuna varılmıştır. **Fark ve Orantılılık İlkesi Açısından Önemi:** * **Fark:** 765 sayılı TCK'da fahiş değer ayrı bir artırım nedeni iken, 5237 sayılı TCK'da bu durum doğrudan temel cezanın belirlenmesinde 'suçun konusunun önem ve değeri' kriteri kapsamında 'alt sınırdan uzaklaşma' gerekçesi olarak kullanılmaktadır. Bu, mükerrer değerlendirme yasağına uygun bir yöntemdir. * **Orantılılık İlkesi (TCK 3):** TCK 3/1'de belirtilen 'işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza' ilkesi, malın değerinin fahiş olması gibi suçun haksızlık içeriğini artıran durumların ceza tayininde mutlaka dikkate alınmasını gerektirir. Malın değerinin çok yüksek olması, fiilin ağırlığını ve toplumsal etkiyi artırır. Dolayısıyla, bu durumun cezada bir karşılık bulması, adaletin sağlanması açısından zorunludur. TCK 61'deki 'suçun konusunun önem ve değeri' kriteri, bu orantılılığı sağlamanın bir aracıdır. Hakim, somut olayda malın fahiş değerini gerekçelendirerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle cezanın fiilin ağırlığıyla orantılı olmasını sağlamalıdır. Özetle, her iki kanun da malın fahiş değerini cezanın belirlenmesinde dikkate alsa da, 5237 sayılı TCK bunu temel cezanın belirlenmesi aşamasında ve 'mükerrer değerlendirme yasağı'na riayet ederek yapmaktadır. Bu, ceza adaletinin ve orantılılık ilkesinin doğru uygulanmasını sağlar.