Anayasa Mahkemesi'nin kararında, Danıştay üyeliği görevinin kanunla sona erdirilmesini hukuka uygun bulan çoğunluk, bu düzenlemenin 'kamu yararı' amacına yönelik olup olmadığını nasıl değerlendirmiştir? AYM'nin 'kamu yararı' denetimindeki sınırlılıklarını ve bu ilkenin hukuk devleti açısından önemini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #178016

Anayasa Mahkemesi'nin Bekir SÖZEN başvurusunda (B. No: 2016/14586), Danıştay üyeliği görevinin kanunla sona erdirilmesine ilişkin düzenlemenin 'kamu yararı' amacına yönelik olup olmadığı şu şekilde değerlendirilmiştir: **AYM'nin 'Kamu Yararı' Denetimindeki Sınırlılıkları:** * AYM, 'kanun koyucunun kamu yararı anlayışının isabetli olup olmadığı değil incelenen kuralın kamu yararı dışında belirli bireylerin ya da grupların çıkarları gözetilerek yasalaştırılmış olup olmadığı incelenebilir' ilkesini benimsemiştir (§41). Yani, AYM, kanun koyucunun takdir yetkisinin yerindeliğini değil, anayasallığını denetler. Bir kuralın Anayasa'ya aykırılık sorunu çözümlenirken, kamu yararı konusunda AYM'nin yapacağı inceleme yalnızca kanunun 'kamu yararı amacıyla yapılıp yapılmadığının denetimiyle sınırlıdır'. * Somut olayda, Kanun'un gerekçesinde (yasama görüşmeleri sırasındaki açıklamalar), Danıştay üyeliği süresinin on iki yıl olarak belirlenmesinin üyelerin yeterince tecrübe kazanması ve sürekli gelişmesine imkan sağlayacağı; yüksek mahkeme üyelerinin belirli aralıklarla değişmesinin içtihatların gelişmesine katkıda bulunacağı; üye sayısının azaltılmasıyla birlikte istinaf ve ilk derece yargı mercilerinde görev yapan hâkim ve savcıların üye olma beklentilerini canlı tutarak çalışma şevklerini artıracağı gibi hususlar 'kamu yararı'na yönelik amaçlar olarak belirtilmiştir (§42). AYM, bu gerekçelerin 'yerindelik denetimi kapsamında kaldığından anayasallık denetiminde gözetilebilecek hususlardan değildir' ifadesiyle kendi denetim alanını sınırlamıştır. * Ancak, Mahkeme, kuralın 'kamu yararı dışında özel çıkarlar gözetilerek veya belirli kişiler lehine ya da aleyhine düzenlendiği sonucuna ulaşılmasını gerektirecek bir yönünün bulunmadığını' tespit etmiştir (§42, §166). **Hukuk Devleti Açısından Önemi:** * Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesi, eylem ve işlemlerin hukuka uygun, insan haklarına saygılı, hukuki güvenliği sağlayan ve yargı denetimine açık bir düzeni gerektirir (§39). * Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir (§40). Bu nedenle kanun koyucunun takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması beklenir. * Dolayısıyla, AYM'nin denetimi, kanun koyucunun takdir yetkisinin hukuk devleti ilkesiyle uyumlu olup olmadığını, yani kanunun kamu yararı kisvesi altında özel çıkar veya keyfilik taşıyıp taşımadığını incelemekle sınırlıdır. Bu kararda, kanun koyucunun yargı teşkilatındaki yapısal değişikliği 'kamu yararı'na yönelik gördüğü ve AYM'nin de bu amaçla yapılan düzenlemede özel çıkar veya keyfilik görmediği sonucuna varılmıştır.