Anayasa Mahkemesi'nin Bekir Sözen kararında, üyeliği sona eren ve yeniden seçilemeyen bir üyenin, HSK tarafından yeniden seçilme işlemine karşı bir dava açma hakkının bulunup bulunmadığı konusu bireysel başvuru kapsamında nasıl ele alınmıştır?
Bu konu, başvurunun temelini oluşturan 'mahkemeye erişim hakkı' ihlali iddiasının bir parçası olarak ele alınmıştır. Başvurucu, sadece üyeliğinin kanunla sona erdirilmesine değil, aynı zamanda HSK tarafından yeniden seçilmemesine ve bu seçmeme kararına karşı da bir yargı yolu bulunmamasına işaret etmektedir. AYM, incelemesini daha geniş bir çerçevede, yani 'üyeliğin kanunla sona erdirilmesi' işlemi üzerinden yürütmüştür. Mahkemeye göre, bu kanuni düzenleme olmasaydı, HSK'nın böyle bir 'yeniden seçmeme' işlemi de olmayacaktı. Dolayısıyla, sorunun kaynağı yasama işlemidir. AYM, bu yasama işleminin yarattığı duruma karşı yargı yolunun kapalı olmasının, Anayasa'ya aykırı bir ihlal oluşturmadığına karar verdiği için, HSK'nın seçmeme işlemine karşı ayrıca bir dava yolu açılmamış olmasını da bu çerçevede değerlendirmiş ve ihlal bulmamıştır. Karşıoylar ise tam da bu noktayı, yani seçmeme kararının yargı denetimi dışında kalmasını, müdahalenin orantısızlığının bir kanıtı olarak görmüştür.