Anayasa Mahkemesi'nin E.2016/144, K.2020/75 sayılı kararında, istinaf mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle Danıştay'ın daire sayısının kanunla 17'den 10'a düşürülmesi, Anayasa'nın 36. maddesindeki 'adil yargılanma hakkı' ve 141. maddesindeki 'davaların makul sürede sonuçlandırılması' ilkeleri yönünden nasıl değerlendirilmiştir?
Anayasa Mahkemesi, bu düzenlemenin anılan ilkelere aykırı olmadığına karar vermiştir. Gerekçe olarak; daire sayısının azaltılmasının, istinaf kanun yolunun hayata geçirilmesiyle Danıştay'ın iş yükünün önemli ölçüde azalacağı beklentisine dayanan, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında bir düzenleme olduğunu belirtmiştir. Bu durumun, tek başına yargılamaların makul sürede bitirilmesine engel teşkil etmeyeceği, dolayısıyla adil yargılanma hakkını zedelemeyeceği sonucuna varmıştır. Ayrıca, kanunda dairelerin derhal değil, Başkanlık Kurulu tarafından iş durumu dikkate alınarak en geç üç yıl içinde tedricen kapatılmasının öngörülmesiyle bir geçiş süreci tanındığına ve bu durumun da düzenlemenin orantılı olduğunu gösterdiğine işaret etmiştir. (Bkz. Bekir Sözen Başvurusu, §§ 85-93)