Tasarrufun iptali davası ile tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi arasında nasıl bir ilişki vardır? Hangi durumlarda bu iki hukuki kurum birlikte gündeme gelebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #177010

Bu iki kurum, özellikle borçlunun alacaklılarından mal kaçırma (muvazaa) amacıyla yaptığı işlemlerde birbirini tamamlayıcı niteliktedir. Tasarrufun iptali davası (İİK m. 277 vd.), borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı bağışlama veya ivazsız tasarrufları iptal ettirerek, alacaklının o mal üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi elde etmesini sağlar. Ancak, borçlu bu mal kaçırma işlemini doğrudan kendisi değil de, kontrolü altındaki bir şirket (tüzel kişilik) üzerinden yapıyorsa, tasarrufun iptali davasında husumet sorunu yaşanabilir. İşte bu noktada tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi devreye girer. Alacaklı, borçlunun şirketi bir 'perde' olarak kullandığını, asıl iradenin kendisine ait olduğunu ve işlemin kötü niyetli olduğunu ispatlayarak, perdenin aralanmasını ve normalde davanın tarafı olamayacak olan şirkete veya işlemi yapan ortağa husumet yöneltilmesini sağlayabilir. Bu şekilde, tasarrufun iptali davasının başarıya ulaşması için perdenin aralanması bir araç olarak kullanılabilir. (Kaynak: vonahukuk.com)