Epilepsi hastası bir sanığın ceza sorumluluğunun değerlendirilmesinde, suçun 'nöbet anı' ile 'eylem anı'nın çakışıp çakışmadığının tespiti neden önemlidir?
Bu tespit, sanığın kusur yeteneğinin olup olmadığını belirlemek için hayati önem taşır. Epilepsi nöbetleri, bilinç kaybına veya zihinsel işlev bozukluklarına yol açabilir. Adli tıp ve ceza hukuku doktrinine göre, eğer suç, failin bilincinin ve iradesinin yerinde olmadığı bir epilepsi nöbeti sırasında, nöbetten hemen önceki aura döneminde veya nöbet sonrası zihin bulanıklığı (konfüzyon) evresinde işlenmişse, failin işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneği ortadan kalkmış olabilir. Bu durumda, TCK m. 32/1 uyarınca faile ceza verilmez. Eğer eylem anı ile nöbet hali arasında bir çakışma yoksa, yani fail nöbet dışında ve bilinci açıkken suçu işlemişse, kural olarak tam ceza sorumluluğuna sahip olur. Bu nedenle, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/467 E. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, alınacak raporda bu çakışmanın olup olmadığının somut olaya göre tespit edilmesi zorunludur. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr)