Erken tahliye nedeniyle kiralayanın açtığı bir alacak davası varken, kiracının da depozitonun iadesi için ayrı bir dava açması durumunda mahkeme bu iki davayı nasıl ele almalıdır?
Mahkeme, bu iki davayı birlikte değerlendirmelidir. Kiracının depozitosu, kiracının kira sözleşmesinden doğan borçlarına (ödenmemiş kira, hasar vb.) karşı bir güvence niteliğindedir. Kiralayanın erken tahliye nedeniyle uğradığı zararı (makul süre kira bedeli) talep ettiği bir alacak davası, kiracının kiralayana borçlu olup olmadığının tespitini gerektirir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2015/3382 E. sayılı kararında belirtildiği gibi, 'mahkemece kiracının depozitonun iadesi talebinin, kiralayanın erken tahliye nedeniyle açtığı alacak davası ile birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekir'. Eğer kiralayanın alacaklı olduğu tespit edilirse, bu alacak depozitodan mahsup edilebilir. Bu nedenle, mahkemenin bu davaları birleştirerek veya birbiri için bekletici mesele yaparak tek bir bütün içinde çözmesi usul ekonomisine ve hakkaniyete uygundur. (Kaynak: oner.av.tr)