Bir eş, anlaşmalı boşanma protokolünde 'yoksulluk nafakası talep etmiyorum' şeklinde beyanda bulunduktan sonra, boşanma kesinleşince yoksulluk nafakası davası açabilir mi? Bu durumun, 'maddi ve manevi tazminat talebim yoktur' beyanından farkı nedir?
Bu iki durum arasında önemli bir hukuki fark vardır. 1) Yoksulluk Nafakası: Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, anlaşmalı boşanma protokolünde yoksulluk nafakasından 'feragat edildiğine' dair açık bir beyan yoksa, sadece 'talep etmiyorum' denilmesi, ileride bu hakkın kullanılmasını engellemez. Yoksulluk nafakası kamu düzenine ilişkin kabul edildiğinden, boşanma ile yoksulluğa düşen eş, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde (TMK m. 178) yoksulluk nafakası davası açabilir. Ancak protokole 'yoksulluk nafakası hakkımdan feragat ediyorum' gibi açık ve kesin bir ifade konulmuşsa, bu hak kaybedilir. 2) Maddi ve Manevi Tazminat: Tazminat talepleri ise kamu düzenine ilişkin değildir ve tarafların serbest iradesine tabidir. Protokolde 'maddi ve manevi tazminat talebim yoktur' veya 'tazminat konusunda anlaştık' gibi bir ifade yer alıyorsa, bu, bu haklardan feragat edildiği anlamına gelir ve boşanma kesinleştikten sonra bu gerekçeyle yeni bir dava açılamaz. Bu hak, TMK m. 178'deki bir yıllık süreye de tabi değildir; boşanmayla birlikte kesin olarak sona erer.