Tıbbi müdahale, hukuka uygunluk şartlarını taşımadığında, özel hukuk ve ceza hukuku açısından hangi hukuki sonuçları doğurur?
Hukuka uygunluk şartlarını (yetkili kişi, endikasyon, tıp bilimine uygunluk, aydınlatma ve rıza) taşımayan bir tıbbi müdahale, hukuka aykırı bir fiil niteliği kazanır ve hem özel hukuk hem de ceza hukuku açısından sonuçlar doğurur: 1) Özel Hukuk Açısından: Hukuka aykırı tıbbi müdahale, kişinin beden bütünlüğüne ve kişilik haklarına bir saldırı niteliğindedir. Bu durum, TMK m. 24 ve m. 25 uyarınca kişilik hakkının ihlalini oluşturur. Hasta, bu ihlal nedeniyle uğradığı maddi zararlar (tedavi masrafları, kazanç kaybı vb.) için maddi tazminat ve duyduğu acı, elem ve ızdırap için manevi tazminat davası açabilir (TBK m. 49, 54, 56). Bu sorumluluk, genellikle bir sözleşme (vekâlet) veya haksız fiil sorumluluğuna dayanır. 2) Ceza Hukuku Açısından: Rıza alınmadan veya diğer hukuka uygunluk nedenleri bulunmadan yapılan her tıbbi müdahale, kişinin vücut bütünlüğüne yönelik bir müdahale olduğundan, TCK anlamında 'kasten yaralama' (TCK m. 86) suçunu oluşturur. Eğer müdahale ölümle sonuçlanırsa, hekimin kusur durumuna göre 'taksirle öldürme' (TCK m. 85) veya 'kasten yaralama sonucu ölüme neden olma' (TCK m. 87/4) suçları gündeme gelebilir.